Paylaş

Güçlü, mücadeleci ve günümüzün nadir yakalanan balılarından akya, yöresel olarak çıplak, kuzu balığı, leka ve bazen de iskender balığı gibi isimlerle de anılır. Yabancı kaynaklarda leerfish, (İng., ABD), lichia (Alm.), lichi amie (Fra.), palomide (İsp.), litsa (Yun.) gibi isimlerle bulunabilir. Vücudu elipse yakın yanlardan basıkdır. Sırtı mavi veya yeşil-kahverengi, yanal çizginin altı parlak beyazdır. Gençlerinde yanlarda kahverengimsi bantlar bulunabilir. Vücuduna çok iyi işlemiş küçük pulları vardır, bu pullar o kadar iyi işlemiştir ki balık sanki pulsuzmuş gibi durur, bu nedenle de çıplak denilir hatta bazen pulsuz olarak da anılır; kafasında pul bulunmaz. Sırt yüzgeci çifttir birinci sırt yüzgeci alışılmışın dışında sekiz dikenden oluşur ve bu dikenlerin başa yakın olan birincisi ileri dönüktür; bu dikenler sularımızdaki benzer diğer balıklardan ayırıcı özelliklerinden biridir. İkinci sırt yüzgegi ile anal yüzgeci hemen hemen aynı hizadan başlar.İkinci sırt ve anal yüzgeçlerinin uzantıları siyahımsıdır. Bu siyahlık diğer yüzgeçlerinin (yan ve kuyruk) uçlarında da görülebilir. Kuyruk yüzgeci çatal şeklindedir. Çok gelişmiş sırt ve anal yüzgeci ile akya su içinde çok hızlı hareket eden, sert manevralar yapabilen çevik bir balıktır. Kafası ve ağzı büyüktür, alt çene üste göre daha uzundur; gözleri normal boydadır. Ağzında zımpara kağıdı gibi dişler vardır, bunlar takım kesmese de ciddi şekilde yıpratır; ayrıca dilinde ve damağında avı tutucu geriye dönük dişler (vomer) bulunur. Akyanın belirgince görülen yanal çizgisi en büyük ayırd edici özelliklerindendir. Göğüs yüzgecinin ucuna kadar sırta paralel giden çizgi bu noktada sert bir eğimle karna doğru göğüs yüzgecinin altına kadar iner, tekrar yükselen çizgi kuyruğa kadar düz olarak gider. 

 

Kıyıcı, yani çok yırtıcı bir balıktır. Lüfer gibi önüne gelen her balığa saldırır yemese de öldürür. Başlıca gıdasını küçük balıklar oluştursa da kalamar ve hatta iri karideslere de saldırır. Nadiren de olsa iri bütün canlı karidesle yemlenmiş başka balıklara atılan takımlara da çıktığı olur. Yapı itibarı ile lüferi andırdığından özellikle İstanbul balıkçı esnafı akyayı kofananın irisi diye satar. İkisini de balık olması dışında pek alakası yoktur tabii; aslında carangidae familyası üyesi olarak istavritin daha yakın akrabasıdır.

Genelde küçük sürüler halinde dolaşır ve yemlenirler, büyük yetişkinler yalnız gezme eğilimindedir. Yurdumuzda üremeleri Nisan ortalarından Haziran sonuna kadar bahar boyunca sürer. Ortalama ömürleri 14 yıl kadardır. Yurdumuz sularında 1 metre boy ve 30-35 kilo ağırlıktan fazlasına pek rastlanmasa da diğer denizlerde 2 metre boya ve 60 kilo ağırlığa kadar çıkarlar. Geçmiş dönemlerde özellikle Ege ve Akdeniz’de profesyonel balıkçılar tarafından yasak zamanlarda, gece kuvvetli ışıklarla balığı kabartmak gibi yasak yöntemlerle aşırı avlanması sonucu sayıca çok azalmıştır. Özellikle Ege’de sahil güvenliğin çabaları ile bu durum bitmese de azalmış ama akya sayısında önemli bir artış da olmamıştır.

NERELERDE BULUNUR

Akya sadece yurdumuz sularına özgü değildir. Batı hint okyanusu, Atlantik okyanusu, Arap denizi ve Basra körfezinde de rastlanır. Genelde yaşadığı sularda 50 metreye kadar derinleri iri kırmalık taşlık dipleri tercih etse de; yemlenmek için kıyılara sığlıklara sokulur ve yine kırmalık, taşlık dipli akıntı altı kıyılarda sıkça rastlanır. Çoğu zaman denize dökülen nehirlerin deltalarında acı sulara da girerek buradaki yavru balıklarla yemlenir. Kısaca yavru balıkların bolca olduğu taşlık, kıyının denize dikçe indiği, akıntı alan veya sakin koylar, dere ağızları kıyıdan akya avlamaya çalışan meraklılar için uygun yerlerdir. Kıyılarda oturup denizi seyredenler veya balık avlamaya çalışan amatörler zaman zaman küçük balıkların arasına fırtına gibi dalan suları sıçratarak, yavru balıklara saldıran iri balıklar görebilirler. Bu balık eğer barakuda gibi kolayca ayırt edilebilen bir balık değilse genelde akya veya yakın akrabaları yaladerma ya da sarıkuyruktur. Bu saldırılarda sık sık birden çok balığa rastlanır. Kıyılara sokulup saldırdığı zamanlarda o civarda atıp çekme ile avlanan veya yemli takımlarını suya bırakmış amatörlerin oltalarına da vurup yakalanırlar. Buradan şunu anlıyoruz ki akya kıyıdan da canlı yemli bırakma, şamandıralı takımlarla veya atıp çekme ile de yakalanabilir. Mesela bu yandaki 3,5 kiloluk balık gibi. Buna ava giden avlanır denir.

Yurdumuzda daha çok Akdeniz’de rastlansalar da; Ege, Kuzey Ege ve Çanakkale boğazı civarında da vardır; yem peşinde nadiren Marmara’ya girerek Doğu Marmara’da da av verebilirler. Eskiden Marmara’da daha bol bulunan yerel balıklardan olan akyaların bir kısmı ilkbaharda Kuzey Ege’den Marmara’ya giren bazı akya’lar ile kanalı takiben Karadeniz’e çıkar; burada İstanbul boğazı açıklarında yemlendikten sonra Karadeniz’e yayılmadan sonbaharda geri dönerlerdi. Tabii şimdilerde buna rastlanmamaktadır. Bu kısa göç alışkanlığına rağmen akya yerel balıklardan sayılır. Sonbaharda Karadeniz’den iniş yapan balıkları çevirip yemlenmek amacı ile akya Ağustos sonundan itibaren Kuzey Ege, Saros körfezinde bolca gezinir Ekim ayı ortalarına kadar av verir.

AVLAYALIM

Akya avı da doğal yemlerle veya suni yemlerle yapılan olmak üzere iki ksıma ayrılabilir. Ancak bu sistemler o kadar iç içe girmiştir ki atıp çekme dışında sadece yapay yem veya sadece doğal yem kullanılan sistemdir diye ayrılabilecek bir yöntem yoktur. Bu nedenlu ayrım yapmadan yöntemleri sıralıyoruz.

Yine de bundan önce akya için ne yem kullanılır ona bir bakalım. Akyanın yemi tabii ki akyem sınıfından sayılan balıklardır. Zargana, iri istavrit, iri sardalya, uskumru, kolyoz, kefal, ilarya, sarıkanat, lüfer gibi balıklar canlı veya sürütmede bütün ölü olarak kullanılabilir. Yaprak veya tekgöz kesilmiş yemler de sürütmede kullanılsa da canlı veya bütün ölü yemler kadar başarılı olmazlar. Tabii canlı yemin yerini de hiçbiri tutmaz. Ölü bütün veya canlı kalamar da özellikle Akdeniz’de sürütme de akya için başarılı olan bir yemdir.

Av yöntemlerine gelince:

1. Bırakma takım

2. Sürütme

3. Atıp çekme

Olarak sayılabilir. Şimdi bunlara sırayla bakalım.

1. Bırakma takım

Yukarıda anlattığımız gibi akya yemlenmek için sığlıklara girerek buradaki yavru balıklara saldırır. Bu alışkanlığı onun kıyıdan bırakma takımlarla kolayca yakalanmasını sağlar. Bunun için rastgele bir koy seçilip eli boş kalınacağına akyanın sık sık yemlendiğinin görüldüğü çok derin olmayan dibi taşlık kırmalık koylar seçilmelidir. Bu başarının yarısıdır. Her koy biribirinin aynı olmaz bu nednele takım “akıntı alan koylar” ve “sakin koylar” için olmak üzere iki türlü düzenlenir.

Akıntı alan koylarda takım üstteki gibi düzenlenir. Şimdi bunu biraz açalım. Akıntı açıktan kıyıya doğru ise; yaklaşık 3-4 kiloluk bir ayak taşına bağlanan 150’lik misinanın diğer ucuna resimde görülen ilk şamandıra bağlanır. Ayak taşı ve şamandıra arasındaki mesafenin derinlikten 1-1,5 kulaç kadar fazla olması gerekir. İlk şamandıradan 3-4 kulaç alınarak aynı kalınlıkta misinaya ikinci şamandıra bağlanır. İki şamandıra arasına şamandıraları dengeleyecek ağırlıkta ve mesafede 4-6 adet kıstırma konur. Bu kıstırmalar şamandıraların savrulup uçmalarına engel olacağı gibi yakalanan akyanın ağırlık nedeni ile daha çabuk yorulmasınaı sağlayacaktır. Bundan sonra derinliğe göre 070 parlak misinadan kesilen 1 kulaç kadar bedene bağlanan 5/0-7/0 iğne canlı yemle tercihen kefal, lüfer veya zargana ile yemlenir. Takım hazır. Takımı bırakırken yemin bulunduğu sularda dipten ziyade ortalara yakın şekilde kalmasına ve etrafta kolaylıkla saklanacağı oluşumlar bulunmamasına dikkat etmek gerekir. Takımın tarifinde verilen uzunluklarda koyun derinliği, büyüklüğü ve kıyının durumuna göre değişebilir. Genel prensip olarak koy ne kadar büyükse takım o kadar uzun tutulmalıdır demek doğru olur bu şekilde akyanın ürkmeden rahatlıkla saldırması sağlanır. Şamandıralara gelince. Son yıllarda gittikçe artan bir eğilimle pet şişeler şamandıra olarak kullanılmaktadır. Ucuzluğu, kolay bulunabilmesi ile amatörün her an elinin altında bulunan pet şişeler şekli, şeffaf olması ile de fonksiyonel olarak tercih edilebilir. Yeterki sonradan bunları denize atıp çevre kirliliği yaratmayalım.

Koy akıntı almıyorsa, suları sakin ise o takdirde takım daha da basitleşir ve alttaki gibi düzenlenir.

Resimden de görüldüğü gibi bu durumda tek şamandıra işimizi görür. Yine 3-4 kiloluk bir ayak taşına bağlanan 150!lik misinanın diğer ucuna şamandıra bağlanır. Misinanın uzunluğu su derinliğnden çok fazla olmamalı ayak taşı şamandırayı hafiffe batık dengede tutabilmelidir. Bundan sonra 3-4 kulaç uzunluğundaki 070 bedene bağlanan 5/0-7/0 iğne yukarıdaki gibi yemlendikten sonra takım hazır sayılır. Beden şamandıra ipine şamandıradan 1-1,5 metre aşağıda veya orta sularda kalacak şekilde kalacak şekilde önce kazık bağı ile sonra da alttan üstten üçer defa puntalanarak bağlanır. Siz isterseniz bu noktada 5 santimlik üçlü fırdöndü de kullanabilirsiniz. Takımı bırakırken yukarıda anlatılan inceliklere de dikkat etmek gerekir. Bu takımda istenirse ayak taşına bağlanan bir ipin ucu karaya alınarak mümkün olduğu takdirde yakalanan balık karadan çekerek de çıkartılabilir.

Her iki yöntemde de koyun büyüklüğüne bağlı olarak birden fazla takım bırakılabilir. Tabi koyun yapısı, derinlikler de takımı standart olmaktan çıkarır her duruma uygun değişiklikleri yapmak zorunludur; bunları da ancak zamanla tecrübe ile öğrenmek mümkündür. Yakalanan akya bunu anlayınca ilk aşamada açığa dönerek derine kaçmaya çalışacaktır; ama ayak taşının ve kıstırmaların ağırlığı ile fazla uzaklaşamadan çabuk yorulacaktır. Size de şamandıraya ulaşıp balığı almak kalır. Akyanın yemlendiği yerler biliniyor ise bu takım yüksek verimi ile sizin yüzünüzü ağartacaktır. Atıldığı yere göre eğer yem biraz derince düşerse orfoz, sinarit gibi başka balıkları da bu takımla almak mümkündür. Derine bırakma durumunda beden de yem diba yakın olacak şekilde monte edilmelidir. Bu durumda da akya alma şansı vardır.

Bırakma takımların birinci ve tek yemi canlı yemdir. Başta zargana, lüfer, palamut, kefal gibi balıklar olmak üzere istavrit, sardalya, kolyoz, gümüş gibi akyem olarak kullanılan balıklar seçilmelidir. Yemler ve yemleme sayfasında canlı yemlerin iğneye nasıl takılacağı konusunu genişçe açıklamıştık. Burada da bazı ince ayrıntı ve farklılıklara değineceğiz. Örneğin akyanın severek yediği yemlerdem olan lüfer yandaki şekilde iğneye canlı olarak takılabilir. İlkinde iğne her iki çeneye de geçecek şekilde alt çeneden saplanıp üst çeneden çıkartılır. Bu şekilde takılan lüfer sürütme yemi olarak da kullanılabilir. Eğer iğne iri ve balık da sarıkanat gibi ise o takdirde iğne sadece alt çeneye saplanıp ağzının içinden çıkartılır. Bu şekilde takılan yem sürütmeye pek uygun olmayacaktır. Ağzını kapatamayan yemin sürütülürken midesine dolacak su çabucak ölmesine neden olur.

Diğer bir yöntem de iğneyi balığın ilk sırt yüzgecinin hemen önünden veya altından saplamaktır. Bu şekilde takılan canlı yem hem bırakma takımlarında hem de sürütmede kullanılır ve uzun süre canlı kalır. İğneyi balığın gövdesine saplarken çok derine girmemeye ve orta kılçığını (omurilik) zedelememeye dikkat etmek gerekir. Başka bir yöntemde de iğne yem balığın burun delikleri hizasından bir taraftan saplanıp diğer taraftan çıkartılır.

2. Sürütme tekniği, Sırtı çekme 

Akya balığının avında en sık kullanılan yöntem aslında budur. Yem olarak da başta canlı zargana olmak üzere kefal, lüfer, uskumru ve kalamar kullanılır. Kalamar ölü bütün veya canlı kullanılırken diğer yemler canlı tercih edilmelidir. Mümkün değilse ölü bütün son çare yaprak yem kullanılabilir amam bunlar aynı verimi göstermez. Sürütmede yapay yem de kullanılır. Söğüt yaprağı 5 numara kaşık, 20-25 santimlik uskumru desenli, siyah veya mavi sırtlı, turuncu ve kırmızı başlı yapay balıklar da iş yapar.

Akya için tavsiye edilen yapay yemli sürütme yukarıdaki gibidir. Klasik bir takımdır, genelde el oltası olarak düzenlenir; açıkçası ben pek sevmiyorum. Yine de senelerdir akya için yapılıp kullanıldığından buarada değinmeden geçmeyeceğiz. Takımın yapımı diğer balıklarda anlatılandan pek farklı değildir. Sadece akya daha iri sert bir balık olduğundan kalınlıklar arttırılmıştır. Açıkçası burada belirtilen kalınlıklardaki takım ile de balığa hiç şans tanınmamaktadır. Geleneksel olarak buna yakın kalınlıklarda düzenlenen takımı ben daha ince olarak donatmanızı tavsiye ederim; mesela olta en fazla 100, kolçak 90-100, beden de 70-80 derim. Bunun daha sportmence olduğuna inanıyorum. Akya gibi büyük sayılacak avlarda nisinayı mantara sarmak doğru olmaz, kaloma yetiştiremezsiniz. Olta en az 200 metre olmalı ve sandala monte edilmiş bir çıkrığa sarılmalıdır. Çıkrığın her yöne dönebilen, istendiğinde dönüşü ve misina vermesi frenlenebilecek tipten olmasında yarar var. Bunu sizin düşünüp sandalınıza göre yapmanız veya yaptırmanız gerekecektir. İlk vuruştan sonra yakalandığını anlayınca derine dalmaya çalışacak akyanın bu sert tepkisini karşılamak için de sandalın içine 25-30 metre kadar misina sağılmalıdır. Bu misina içinde su olan ufak bir kova veya leğene sağılırsa da karışmaz.

Takım makinalı kamışlı olarak düzenlenirse bu defa tek ağırlıkla takımı dengelemek gerekecektir. Bu takımın kamışı deniz tipi orta seri, tercihen hepsi olmasa da uç halkasının makaralı tipten olması tavsiye edilir bu yoksa 2,4 metre ağır seri 200-300 gr., atarlı bir kamış da iş görür. Makina çıkrık tipi olmalıdır, sabit makaralı tipten makinalara yeteri kadar misina saramazsınız, bu durumda da balığı kontrol edemezsiniz. Makinalı takımda olta kalınlığı hiç bir zaman 050-052’den fazla olmamalıdır, beden de 045 civarında olmalıdır. Son yıllarda özellikle yanbancı amatörler arasında daha da ince olta kullanarak şok beden denilen kalın beden kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu sistem altta bahsedilen “downrigger-derinlik kontrollu derin su sürütme aleti” kullanımı anlatılırken genişçe açıklanmıştır. Makinalı takım kullanılması durumunda balık tekneye yanaştırıldığında bedenin elle toplanarak balığın alınması gerekir.

Takım istendiğinde bütün ölü veya canlı yemle de yemlenebilse de genelde kaşık ile sürütülür. Civarda çıkan balıkların büyüklüğüne göre bazen tek 5 numara gümüş renkli söğüt yaprağı kaşık veya peşpeşe eklenmiş iki adet 4-5 numara kaşık da kullanılabilir. İki kaşık kullanıldığında iğneyi son kaşıkta bırakmak alışkanlık olmuştur. Akyanın ağzı büyük olduğundan ve hırsla saldırdığından tek iğne yeterli de olur. Büyük balık beklentisi varsa 5 numara kaşığın iğnesini bir veya iki numara büyük galvaniz kaplı üçlü iğne ile de değiştirmek yararlıdır. Son yıllarda piyasada oldukça yaygınlaşan kaşıkların gümüş rengi ağır basıp çeşitli desenlere sahip olanlarının uygun boydakileri de kullanılabilir. Akyanın severek yediği yemlerden olan kalamar taklidi yemler de özellikle Akdeniz veya Güney Ege’de iyi sonuç verecektir. Ama uygun boyda olanları oldukça pahalı olan bu yemlerin dibe taktırılması, kaybedilmesi de büyük üzüntü olacaktır.

Yukarıda açıklandığı şekilde düzenlenen makinalı veya el oltası olarak düzenlenen takım taşlık kırmalık diplerde, yarbaşları civarı gibi yerlerde 8-12 kulaç derinliklerde tekneden 30 kulaç kadar salınarak saatte 2-3 mil süratle gezdirilir. Sürütme esnasında takımın dibe yakın gelmesi ancak dibe sürtünerek takılmamasına dikkat edilmelidir. Hafif kalıp uçarsa da olmaz bu defa da ağırlığı arttırmak gerekir. Yani sulara, derinliklere göre en uygun durumu deneyerek bulmak gerekecektir.

Sürütme takımı alttaki gibi de düzenlenebilir. Bu takıma yeldirme veya uzun olta da denmektedir. Bu takımda da istenirse kaşık, kalamar gibi yapay yemler kullanılsa da canlı yem tercih edilir. Her iki takımda da yapay yem kullanıldığında Akdeniz’li balıkçılar arasında sırtı çekmek denir. Doğal yemlerlle ise takıma göre sürütme, yeldirme, uzun olta da denir. Canlı yem olarak da başta zergana olamk üzere lüfer ve kefal de kullanılabilir. Ölü bütün yem olarak bu balıklar da kullanılabileceği gibi özellikle Akdeniz’de akya kalamara da hayır demez.

Bu takımın donatımını verirken yukarıdaki tavsiyemize uyarak daha ince düzenledik. Siz her zaman olduğu gibi kendi tecrübeniz ve bilginizle takımda değişiklikler yapabiirsiniz. Kolçak isteğe bağlıdır koymasanız da olur ama ağır takımlarda mücadele uzun sürebileceğinden takımda fazlaca burulma olabilir bunların oltaya mümkün olduğunca az geçmesi için ben tavsiye ederim. Tabii olta yine mantara sarılmamalı en az 200 metre uzunlukta yukarıda anlatılan şekilde çıkrığa sarılmalı yeterince kaloma bırakılmalıdır. Yine de farklı yerlerde farklı tecrübeler edinmek mümkündür. Mesela Akdeniz’de (Kıbrıs) akyaya sürütme yaparken olta fazla olmuyor. Derinlikten bir iki kulaç kadar daha uzun hazırlanan oltanın diğer ucuna irice bir şamadıra bağlanıyor. Son zamanların modasına uygun olarak bu şamandıra pet şişe oluyor tabii. Akya yakalanınca olta şamandıra ile birlikte suya atılıyor. Şamandırayı sürükleyen akya uğraşsa da derine dalamıyor, bu uğraş içinde de şamandıranın baskısı ile çabucak yoruluyor; amatöre de şamandırayı takip edip durunca gidip almak kalıyor. Yeldirme şeklinde düzenlenen ağır takımlarda üçlü fırdöndü yerine yandaki gibi çelik bir ek halkasına takılmış üç adet daha küçük fırdöndü kullanılabilir. Bu daha sağlam olur, ayrıca daha da kolay temin edilebilir. Canlı yemin takılacağı son kısım yeme göre farklılıklar gösterebilir. Buradaki iki iğneli takım zargana içindir. Üç iğne tavsiye edilse de her batırılan iğne canlı yemi daha fazla hırpalayıp daha çabuk ölmesine neden olacağından ben tavsiye etmem akyaya tek iğne yeterlidir. İğnelerden ilki hareketli ve küçüktür, 3 numaradan pek büyük olmaz. Balığı yakalayacak son iğne ise 7/0 veya 8/0 dır.

Biliyoruz ki akya, sarıkuyruk kadar olmasa da kalamar da sever ve yer; o halde bu takımın yemi ölü bütün kalamar da olabilir ve yeri gelmişken kalamarın takılışını da aşağıda açıklıyoruz. Kalamarın farklı şekillerde takılışı aşağıda açıklanmaktadır.

Canlı zargana oltaya takılırken önce küçük iğne alt çeneden saplanarak üst çenede burun delikleri hizesından çıkartılır. Bu şekilde balık askıya alınmış olur. İkinci ve asıl iğne ise sidikliğin heme gerisinden yanlamasına bir taraftan saplanarak diğer taraftan çıkartılır. Bu kadar akya için yeter ama yine de üçüncü bir iğne varsa oda kuyruk boğumu yakınına dikkatlice derine kaçmadan iğneyi sadece tutturacak şekilde saplanabilir. Canlı yeme saplanan iğnelerin balığın orta kılçığına veya yanal çizgisine dokunmaması gerekir; aksi halde balık hemen ölür.

Kalamar iğneye değişik şekillerde takılabilir. Üstte soldaki şekilde iğne mantosunun ucundan biraz aşağı saplanarak takılmaktadır. Bu hem kolay hem de çok çabuk bir yoldur. Etrafta balık varsa fala detay girmeden çabucak yemlenen takım suya atılabilir. Kalamarı bu şekilde takarken kalamar canlı da olabilir ve uzun süre canlı da kalabilir. Kalamar ölü ise sağlama almak için iğne bir kere saplandıktan sonra ileri sürülüp döndürülerek tekrar saplanabilir.

Biraz daha zor ama daha güvenli bir yöntem de üstte sağdaki gibidir. Bedene (070-080) 7/0-8/0 iğne bağlandıktan sonra. beden boylamasına kalamarın yanına yatırılır. İğne dirseği kalamarın gözleri hizasında kalacak şekilde boy alınır. Bu şekilde iğnenin yerinde kalmasını temin eden ve kendisi kalamarın mantosu altında kalan takozun beden üzerindeki tam yeri tespit edilmiş olur. Takoz olarak plastik veya ağaç kullanılabileceği gibi amaca göre kıstırma da kullanılabilir. Plastik ve ağaç kullanılıyorsa alttan ve üstten stoper düğümlerle yerine tespit edilir. Kıstırma kullanılıyor ise önce çok hafif ezerek misinayı tutması sağlandıktan sonra aynı stoper düğümlerle emniyete alınır. Daha sonra bedenin boş ucu kalamarın mantosu altından sokularak tepeden çıkartılır. Bunun için kalamarın tepesinin hafifçe kesilmesi gaerekir veya bunu özel yem takma şişi ile tepeyi parçalamadan dikkatlice de yapabilirsiniz. Tepeden çıkan uç yavaşça çekilerek takozon yerine oturması ve iğneyi sabitlemesi sağlanır, bu durumda iğnenin dirseği kalamarın gözleri hizasında kalacaktır. İğne bir lastikle sabitlenip bedenin boşta kalan ucuna da bir kasa yaptınız mı yem hazır demektir. Dikkat ederseniz gene tek iğne kullandık, benzer şekilde çift iğne kullanmak mümkün olsa da akya için tek iğne yetecektir. Bu durumda kalamar üstte sağdaki 2 numaralı şekildeki gibi görünür. Bu resimde aslında iğnenin ucu ve bedenin boş kısmı dışında takoz, stoperler ve iğne sapı kalamarın mantosu altında kalır görünmez. Kalamarın tentüküllerini (kollarını) koparmamalısınız.

Bu takımın kullanılışı da ilk takımda anlatıldığı gibidir. Genel olarak uzun oltanın kullanılışına daha önce de değinmiş olsak da akya’ya uzun olta yaparken dibin durumu daha fazla önem kazanır. Sık sık iri taşlık ve kayalıklarla karşılaşma ihtimali olduğundan takımın da sık sık dibe takılması söz konusudur ve takım kaybedilmesi mümkündür. Bu nedenle amatör, sürütme yaparken iskandilin devamlı olarak dibe sürünmemesine bir miktar yukarıdan gelmesine dikkat etmelidir. İskandilin ağırlığı sulara göre 250-400 gram arasında değişebilir. Böylece de av oldukça dikkat gerektirir ve yorucu da olabilir. Ayrıca akya, sarıkuyruk gibi iri balıklar el oltası ile avlanırken, adı üstünde el oltası ama olta çıplak elle tutulmaz. Ya olta eldiven giymek şartı ile avuç içinde sıkmadan serbestçe tutulur ya da parmaklara bez sarılır veya eldiven giyilir ne olursa olsun misina parmağa sarılarak takım sürütülmez. Deri eldivenler bu iş için oldukça uygundur. Buna dikkat etmezseniz misina elinizi ciddi şekilde keser. Balığı çekerken de oltayı ele, bileğe sarmamalı, yere serilen misinaya basmamalı karıştırmamaya dikkat etmelidir. Balık aniden kaloma isterse gene bir kaza olabilir.

Sürütme konusunda bu sayfada anlattılarımız aslında uzun yıllardır Türk amatör balıkçıları tarafından bilinen ve uygulanan klasik yöntemlerdir. Bunlardan ilki el oltası ve makinalı takım olarak düzenlenebilse de ikincisi daha çok el oltası olarak düzenlenmeye uygundur.

Son yıllarda balık bulucu sonarların gelişmesi ve ucuzlaması amatörlerin de birer balık bulucu edinerek kullanmalarını sağladı. Diyelimki balık bulucunız açık sürütme yapıyorsunuz hedefiniz de akya, sarıkuyruk gibi iri bir balık. 10 kulaç derinlikte dibe yakın gidiyorsunuz, başka referans olmadığından dip tek referans oluyor tabii. Birden balık bulucu ekranında iri balıkların 5 kulaç gibi orta sularda gezindiklerini gördünüz. Oltayı o derinliğe indirip nasıl sürüteceksiniz? Yada 5 kulaçta sürüttüğünüzü nereden bileceksiniz? Mümkün değil. Bu basit örnek aslında bir şeylerin eksikliğini gösteriyor. Yabancı amatörler bu ve buna benzer başka sorunların çözümü için “Downrigger” dedikleri derinlik kontrollu derin su sürütme aletleri kullanıyorlar. Bu aletin tanıtımını burada değil de olta çeşitleri ve uygulamaları sayfasının sürütmeler bölümünde yaptık, kullanımı ve değişik uygulamalarını da sarıkuyruk sayfasında anlattık.

3.Atıp Çekme

Aslında atıp çekmeler akya için standart uygulama değildir. Yani uzun olta yapıp akya avına gidilir de atıp çekme takımını alıp “ben akya yakalamaya gidiyorum” pek denmez. En azından iri bir akya hedeflenmez. Ama balıkçılıkta “olmaz” olmaz. Atıp çekme daha çok kıyıdan yapılır: Sandalla denize çıkma şansı varsa zaten dedik ya kimsenin aklına atıp çekme gelmez. Yukarıda anlattığımız gibi akya sık sık küçük koylara, sığlıklara, dere ağızlarına yemlenmeye girer işte bu tür yerlerde atıp çekme yaparak akya yakalama şansı vardır.

Dönelim atıp çekmeye. Dediğimiz gibi akya avı için standart bir yöntem olmadığından denenmiş standart bir takım da yoktur ama kolaylıkla hazırlamak da mümkündür elbette. Atıp çekme takımı için 2,4-2,7 metre boyunda, 30-60 veya 40-70 testli kaliteli bir kamış ve tercihen çıkrık tipi atıp çekme (atış tipi) makina gerekecektir.

Atıp çekmenin yemleri başta yapay balıklar olmak üzere gümüş renkli parlak metalik söğüt yaprağı veya benzer şekilli kaşıklar da olabilir. Yapay balıkların uskumru desenlisi, sırtı siyah veya mavi renklisi, kırmızı kafalı veya turuncu renklileri iş görür. Bunların yüzer veye dengelenmiş tipleri tercih edilmelidir. Eğer civarda akya varsa Rapalanın ratling modeli (içinde ufak boncuklar olan çekilirken şakırdayan), veye su üzerinde kalan özel ağız yapısı nedeni ile çekilirken suları şapırdadıp kaçışan yavru balıkları taklit eden tipi, ki buna popper deniyor, balığın ilgisine çekebilir. Popperi çekerken ilk olarak sertçe makina sarılıp kamışın ucunuda sallayarak suyu şapırdatması sağlanır, kısa bir süre beklenerek aynı hareket tekrar edilir. Kaşık kullanılıyorsa atıştan sonra biraz beklenerek kaşığın dibe yakın olacak şekilde batması sağlanır, sonra yavru balıkları taklit edercesine hem kamışın ucu ile sıçratılarak hem de hızlıca sarılarak 6-7 metre çekilir tekrar durarak kaşığın batması beklenir aynı hareket tekrar edilir. Bu şekilde kullanım aslında palamut balığı için kullanılan yünlü veya seğirtme zokaları andırır.

Akya sert, çevik ve çok hareketli bir balık olduğundan balığı çekerken takımın çok iyi kullanılması makinanın fren tertibatının balığın ataklarına göre sık sık ayarlanması gertekecektir.

YAKALANAN BALIĞIN SUDAN ÇIKARTILMASI

Akya iri bir balık olduğundan bu konu önemlidir. İlk olarak balık yakalandığında istediği kalomayı kontrollu şekilde verip tekne ile üstüne dönmekte yarar vardır. Yalnız burada kontrolu kaçırmamaya oltayı boşa çıkarmadan gergin tutmaya dikkat edilmelidir. Akya aniden yükselerek takımı boşa çıkartabilir bu durumda süratle takımın boşu alınarak olta gerilmeli, balığa baskı yapılmaya devam edilmelidir. Böylece hem balığın daha çabuk yorulmasına çalışılır hem de bir şekilde iğneyi atmasına zaman bırakılmaz. Bu prensipler aslında tüm büyük balıklar için aynıdır. Bu şekilde mücadele edilerek yorulan balık tekneye yanaştırılınca yanda resmi olan uygun boydaki bir kakıç balığın kafası, solungaç kapakları civarına saplanır. Kakıcı saplarken acele etmemeli rastgele savurarak balığın karnı, sırtı gibi yerlere saplamamaya dikkat etmelidir. Bu şekilde balığı kontrol etmek zorlaşır. Tekne müsait ise kakıç yardımı ile balık içeri alınır gerekir ise ikinci bir kakıç da kullanılabilir. Tekne ufak ise kakıçlanan balığın solungaçlarından bir sopa ile sokulan ip ağzından çıkartılır, bu ipli yaklaşık 2 metre boyundaki sopaya “uçkurluk” denir, diğer bir iple de kuyruğuna yarım kazık bağı ilmeği atılarak balık baştan ve kuyruktan tekneye asılarak yedeğe alınır. Bu durumda balığın acı çekmemesi için başına sert bir cisimle vurulara öldürülmesi insanca olur.

Eğer uygun boyda bir kepçe var ise 10-15 kiloluk balıklar kepçe yardımı ile de alınabilir.

Akya büyük ekonomik önemi olan balık değildir, ekonomik değeri daha çok yöreseldir. Yukarıda da anlatıldığı gibi bir dönem aşırı avlandığından sayıca da azalmıştır. Eti lezzetli olmakla beraber Karadeniz’de çıkan lüferi palamutu tutmaz. Tavası, haşlaması, şişi yapılır.