Ne olursa Olsun İyi Modern Malzeme Olsun; Kötü, Ucuz, Sahte Malzemeler Yarı Yolda Bırakır
Olta İpleri
Bugünkü yaygın deyimi ile misinalar. DoÄŸru olan olta ipi demektir. Balık avcılığının ilk yıllarında tabii bugün kullanılan naylon ipler yoktu, onun yerine at kuyruÄŸundan alınan uzun kılların örülüp birleÅŸtirilmesi ve uç uca eklenmesi ile olta ipleri yapılırdı. Olta ipinin kalınlığı da avlanacak balığa göre düşünülüp kaç kat at kuyruÄŸu kılının örüleceÄŸi tespit edilirdi. Bu ÅŸekilde 50 – 60 kulaç olta ipinin tamamlanması haftalar hatta aylar sürebilirdi. Bununla birlikte bakımı ve koruması zor olduÄŸu gibi sık sık ta gam yapma problemleri görülürdü. Kıl olta ipleri her avdan sonra havalandırılıp kurutulmalı, deniz avlarından sonra ise tatlı su ile yıkanmalı ve kurutulmalıydı. Aslında bu, bugünkü modern malzeme ile de yapılmalıdır; ama yapılmazsa etkisi at kılında görülen kadar yıkıcı olmayacaktır. AÄŸlarda kullanılan pamuk örgü ipler de olta ipi olarak kullanılmakla beraber çok yumuÅŸak ve sık bükümlü olduklarından sürekli karışma tehlikesi vardı. Bu arada keten, kenevir, keçi kılı, naylon gibi malzemelerden de olta ipleri yapılıp kullanılmıştır. Özellikle büyük balık avlarında at kılı olta iplerinden yapılan bedenler ve köstekler fazla kalın olmakta ve balığı korkutmaktaydı. Buna çare olarak bedenler, ipek böceÄŸinden alınan ipek kesesi ile yapılırdı. Koza örmeye hazır olan ipek böcekleri alınarak 24 saat sert beyaz sirke içinde bekletilir, daha sonra ayıklanarak beyaz ipek macunu ile dolu keseleri zarı patlatılmadan dikkatlice alınır ve kese içinde bulunan ipek macunu çekilip uzatılarak 35 – 40 cm. boyunda olta ipleri elde edilirdi. İnce veya kalın olmasının saÄŸlamlık yönünden pek farkı yoktu. İpek böceÄŸinden elde edilen bu beyaz olta iplerinin bir teli saÄŸlamlık bakımından 10 – 12 at kılına karşılık geldiÄŸinden beden ve köstek yapımında baÅŸarı ile kullanılırdı. Bu ÅŸekilde elde edilen olta ipine de MİSİNA denirdi. İşte bugün tüm olta ipleri için kullandığımız misina terimi de buradan gelmektedir. Bu kadar tarih yeter ama meraklıysanız daha fazla öğrenmek isterseniz bu sitenin kaynaklarından olan Prof. Atilla Alpbaz ve Arif Özer’ in “Olta Balıkçılığı, Tüm Yönleriyle” kitabına bakabilirsiniz.
Bugün artık ne at kılı büküyoruz ne ipek böceklerini sirkeye atıyoruz, gidip kolayca istediğimiz çap ve kalitede olta ipi alabiliyoruz. Oldukça da ucuz bir fiyata. Tabii bu sıçramanın arkasında da ikinci dünya savaşında hızla gelişen öldürmek amaçlı savaş teknojisinin payı var. Biz şimdi piyasada neler var, bunlar nerelerde nasıl kullanılır ona bakalım.
Monofilament
olta ipleri. BildiÄŸimiz ve en yaygın kullanılan tek lifli naylon olta ipi yani hep dediÄŸimiz gibi misinamız bu iÅŸte. Türkiye’de misinalar 0,10 mm. den baÅŸlar 2 mm., ve gerekirse daha kalın çaplara kadar gider. Bu sıralama da 010, 015, 020 gibi 0,05 mm. artar. Oysa dünyada 0,01 mm. artışlarla elde edilen 014, 017, 022, 028 gibi ara çaplar da vardır, böylece amatörün seçim ÅŸansı artar bu uygulama ülkemizde de giderek yaygınlaÅŸmaktadır. Türkiye’de misinalar çaplarına göre tanımlanır mesela 30 numara demek 0,30 mm., çaplı misina anlamına gelir. Bazı ülkelerde de misinanın çapı yerine kopma test deÄŸeri yazılır. 3,8 kg. veya 10,6 kg. gibi. Tabii İngiliz birim sisteminde libre veya pound yazılır 23 lbs gibi. (1 libre = 455 gr.) BaÅŸka bir uygulamada da hem çap hem de test deÄŸeri yazılır ki en iyisi budur. Mesela 0,50 mm. / 19,6 kg. gibi. Renk renk, çap çap satılan misinalar üretimlerinde kullanılan teknoloji ve kalitelerine göre firmadan firmaya hatta aynı firmanın farklı üretimlerinde farklı test deÄŸerleri verirler. O nedenle ben burada ÅŸu çapta misina bu kadar yük çeker demiyorum; alırken sorun iyice öğrenin, doÄŸrusu bence budur. Olta iplerinin çekme kuvvetlerinin sınıflandırılmasında ayrıca Klas denen sistemde kullanılır. Daha çok açık denizlerde büyük avlarda kullanılan sisteme göre verilen deÄŸer olta ipinin fiziksel olarak taşıyacağı yükün çok üstündedir. Buna göre o olta ipi ile üstünde yazan klas deÄŸerinde belirtilen ağırlıkta balık yakalanmıştır. Ustalık ve gerçek bir meydan okumaya örnek olan bu ÅŸaşırtıcı rekorları görmek için tıklayın. Bu deÄŸerin tespitinde uluslararası bir kuruluÅŸ olan IGFA (International Game Fishing Association) tarfından onaylanmış olması gerekmektedir. Üretici firmalar hem prestij hem de malzemelerinin güvenirliÄŸinin kanıtlanması için bu klas deÄŸerine çok önem verirler ve uluslarası yarışmalarda bu amaçla sponsorluk da yaparlar. Monofilament misinalar yanda görüldüğü gibi makaraya sarılı veya kangal olarak satılırlar. Mesela 100 metrelik kangal bir misina herbiri 25 metrelik 4 ayrı kangaldan oluÅŸur. Makaraya sarılı iken mantara veya makinaya sarmak o kadar dert deÄŸil ama kangalın mantara sarımında dikkat etmek gerekir, karışabilir. Mantara sarılacak kangal misina önce yerde duran bir ÅŸiÅŸeye geçilir, daha sonra ucu bulunur ve ilk kangalı oluÅŸturan baÄŸ ipi kesilir. Bulunan uçtan dikkatlice mantara sarımı yapılır. Sarım esnasında kangal misinanın ÅŸiÅŸeden çıkmaması gerekir. Makina için alınacak misinaların makaraya sarılı olması tercih edilmelidir, kangal misinalar makinaya sarıma uygun deÄŸildir. Makara ile alınan misinanın makinaya sarımında, makara ortasındaki delikten bir çubuk geçirilir, sarım esnasında makaranın serbestça dönmesi saÄŸlanır; bu misinanın gam yapma ÅŸansını azaltır. Sarımdan önce misinaların gamının alınması faydalıdır, bunun için en iyi yol denizde veya gölde ağır yolla ilerleyen tekneden misinayı serbestçe salmaktır. Yine de sarım esnasında çok sıkı sarmamak gerekir. Çok sıkı sarılan veya ağır yüklerde uzayan özellikle çok yumuÅŸak misinalar kendi içlerinde bükülürler helisel (spiral) bir hal alırlar ve oltanın karışmasına neden olabilirler. Tabii her konu da olduÄŸu gibi bu monofilament olta iplerinde de fantastik teknolojilere yapılmış, fantastik fiatlara satılanlar da var. Floura Karbon misinalar gibi, bu misinaların iddiası suda neredeyse görünmez olmaktır. DiÄŸer naylon iplerin yapısına su alıp suyun mercek etkisi yapması sonucu görünür olması floura carbonlarda önlenmiÅŸtir bu ÅŸekilde misina görünmez denmektedir. Tabii bu da daha kalın olta ipi kullanıp görüntü vermemek anlamına gelir özellikle beden olarak kullanıma uygundurlar. Ancak sert olmaları ve düğüm seçmesi de problemli yanlarıdır. Bence o kadar yükseklere çıkmanın anlamı yok, iyi bir firmadan test deÄŸerleri güvenilir bir monofilament iÅŸimizi rahat rahat görecektir.
Son yıllarda piyasa da örgü olta ipleri (braided fishing line) de oldukça yaygındır. Bunlar monofilament gibi tek telli değil birkaç telin örülerek bir araya getirilmesinden yapılmışlardır. Yani at kılından örülerek yapılan ilkel olta iplerinin yüksek teknoloji ürünü olanı diyelim. Eskiden yaygın olarak kullanılan ama şimdi piyasadan kalkan dakron olta ipleri ile aynıdır denebilir, teknolojisi daha iyidir tabii. Bu misinalar fiber gibi sentetik malzemelerden yapılırlar. Pek çok firma tarafından farklı ticari markalarla piyasa da bulmak mümkündür. Örgü misinalar doğal olarak monofilamentten daha pahalıdır. Monofilament ile kıyaslanınca küçük çaplarda oldukça büyük yükler taşırlar. Mesela iyi kalite bir 050 mm. monofilament misina en fazla 19-20 kg. taşırken aynı çapta örgü olta ipi 50 kg. civarında test yükü verir. Bu amatöre daha az görüntü verecek ince takımla çalışma şansı verir. İnce takım avcı takım, uzun atış demektir. Örgülerin ince ama sağlam olma özelliği son yıllarda beden veya köstek olarak kullanılmalarını yaygınlaştırmıştır. Ama ben örgü olta iplerini tavsiye etmem. Nedenine gelince. Birinci ve en büyük dezavantajı kötü düğüm tutma özelliğidir. Düğümler iyi sıkışmaz. Gam yapma eğilimi fazladır, bu da beden olarak kullanıldıklarında problem yaratır. İnce misina uzun atış olarak bilinse de örgü olta iplerinin atışta gösterdikleri performans pek iyi değildir. Örgülerin batan ve yüzen tipleri vardır. Batanlar biraz daha pahalı olur. İhtiyacınıza göre seçiminizi yapacaksınız, bu bilgi makara veya kutu üzerinde yazar. Ben daha çok batan tipleri kullanıyorum. Ama su üstü sürütmesi gibi uygulamalarda yüzen tipleri kullanmakta yarar olacaktır.
Örgü olta
ipleri ile sık sık karıştırılan ama teknolojisi farklı olan Fusion olta ipleri, hem çok daha iyi düğüm tutma hem, çok iyi atış özellikleri ile tercih edilebilir. Fusionlar da fiber veya microdyneema isimli sentetik malzemeden, malzemenin çok ince liflerinin özel yöntemlerle birleştirilmesi ile hazırlanmış ve üzerleri özel sentetik bir madde ile kaplanmıştır. Piyasa da en yaygın olarak bilinen ve kullanılan ticari markalardan Berkeley Fireline ve Spiderwire biraz fiatlı da olsa bu paraya değecek sonuçlar verirler. Amerikan Mitchel firmasının ürettiği ve Fusion ticari markası ile piyasada satılan olta ipi tecrübeme göre diğerlerinden daha iyi düğüm tutuyor atışta ve sarnada diğerleri gibi alışkanlık istiyor. Her tür olta ipini kullanmıış olarak ya monofilament ya da fusion derim. Mesele ben 0,12 mm Fireline misina ile atıp çekme takımı kullandım test değeri 7 kilodan fazla. Aynı takımda monofilament kullanırsam 0,25 veya 0,27 ye kadar çıkıyorum bu da atış mesafesini, hele hele hafif kaşıklar kullandığımda, kötü etkiliyor. Hem örgüler hem de fusionlar makaraya sarılmış olarak satılırlar kangal olarak ticari şekli yoktur. Bunlar da aynen monofilament gibi ya çap, ya da kopma test değeri ile tanımlanırlar.
İster örgü ister birleştirme (Fusion) teknolojisi ile üretilmiş olsun bu tür olta iplerinin naylon ipler gibi esneyerek üstüne yük alma özelliği yoktur yani esnemez. Bu da özellikle iri balık avında balığın ani fişeklemelerinde dikkatsiz davranılırsa kamış kırılması gibi hasarlara neden olabilir. Yani bence yüksek teknoloji olta ipi kullanarak incw takım yapılsa da kamış ve makaranın daha güçlendirilmiş olarak seçilmesi gerekir ki, bu da masrafı daha da arttırır. Bildiğim kadarı ile de okyanuslarda büyük balık avlarında halen bilinen ama yüksek kaliteli naylon ipleri kullanılmakta; böylece uzun kaloma almış balığın sert sıçramaları veya dalışlarından gelen yük büyük ölçüde olta ipi tarafından sönümlenmektedir.

Son olarak alabalık avında yapay sinek (fly) takımında kullanılan olta ipinden bahsedelim. Aslında bunlarda sonuçta örgü (dakron) teknolojisinin ürünüdür. Uçlarına ince özel bedenler, bedenlere de yapay sinek (böcek, uçan haşere, larva) taklidi olacak şekilde tüyler ve iplikle donatılmış iğneler bağlanarak kullanılırlar. Biraz ağırca olmaları av tekniği gereği uygulanan savurma hareketleri sırasında kıstırma konulmayan ip ile uzun mesafe atışı yapılabilesini sağlar. Farklı renklerde olabilirler. Bunların da batan ve yüzen tipleri vardır. Batan tipleri daha çok denizde yapay sinekle alabalık avı uygulamalarında kullanılır, denizlerde palamut, kılıç gibi balıkları da fly takımı ile avlamak mümkündür; yüzer tipler göller ve akarsulara daha uygundur, yine de batan tiplerin de göller ve akarsularda kullanım alanı vardır. Fly (yapay sinek) yöntemi ile avlanma denince akla alabalık avı geldiğinden bu konunun daha derinlemesine anlatımı ve açıklamalar alabalık sayfasındadır.
Ticari olarak 100 metrelik boylarda satılan olta iplerinin deÄŸiÅŸik uygulamalar için 1000 metrelik hatta daha uzun ambalajlarını dahi bulmak olasıdır. Özellikle okyanusta kılıç balığı gibi balıkların avında kullanılan olta ipleri uzun olur. Çünkü bu büyük balıklarda her ÅŸey gibi kaloma da büyük olur. Normalde 30 – 40 metre maksimum kaloma yeterli iken bu balıklar yüzlerce metre olta ipini alabilirler.
Her ne olta ipi kullanırsanız kullanın özellikle deniz de kullanımdan sonra tatlı su ile hafifçe çalkalayarak kurutun. İyice eskimesini pullanıp, kopma değerinin azalmasını beklemeyin; hayatta nadir karşılaşabileceğiniz bir balık bu yüzden kaçabilir. Özellikle ucuz olan manafilament kullanılıyor ise sezonda en az bir kere yenileyin. Örgü veya fusionlar da sezon da kullanılma miktarlarına göre sezon sonunda yenilenmelidir, ama nispeten daha yüksek teknoloji ve daha sağlam olduklarından, çok fazla yıpranmamış ise iki sezon çıkarması mümkündür.
Balıkların görmeyeceÄŸi misina yoktur. Evet ne yapsanız görürler ama yine de yakalanırlar, çünkü onun ne olduÄŸunu anlamazlar, anladıklarında da iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸ olur. Yakalama miktarını ve ÅŸansını arttırmanın yolu avlandığınız suların rengine (bu özellikle tatlı sularda önemlidir), ışık durumuna göre renk seçmek balığı ürkütmeden vurmasını saÄŸlamaktır. Ve tabii hep söylediÄŸim gibi ince takım ince takım. Bu sizin balık yakalamaktan aldığınız zevke heyecan da katacaktır. Bakın Osmanlının son dönemlerinden yazar ve usta bir amatör balıkçı olan Asaf Muammer bey o zamanın BoÄŸaziçi balık avcılığını anlatırken misinalar için ne demiÅŸ. ” Misinanın gayet ince olması ÅŸarttı. Sefa erbabı, (burada o dönemde zevk için balıkçılık yapan zengin amatörleri kastediyor) kullandığı oltanın her an kopma tehlikesine maruz kalmasını tercih eder, böylece bedii helecana ilaveten bu yüzden de bir helecan duyardı.” Eh, daha söylenecek ne kaldı ki?
Rastgelsin, misinalarınız hep saÄŸlam olsun………
Çelik Bedenler
Dişli balıkların avında balık bedeni kesip kaçmasın diye çelik bedenler kullanılır. Farklı tiplerde piyasada kolaylıkla
bulunur. Kimileri naylon kaplı, kimileri çıplak çelik ip olabilir. Daha ince ve daha saÄŸlam olduÄŸundan wolframdan yapılmış ipler de bulmak mümkündür. İplerin bir ucu boÅŸ kasalıdır, diÄŸer ucundaki kasada da kopçalı fırdöndü montelidir; her iki ucunda da fırdöndü montajlı tipler de vardır, bu durumda fırdöndülerden biri kopçalıdır; kopçalı fırdöndü beden tarafı diÄŸer fırdöndü olta tarafıdır. Bazı uygulamalarda doÄŸrudan çelik tel de kullanılır. Çelik tel kullanımında 1-1,5 mm kalınlığında istenilen uzunlukta (genelde 20 – 22 cm) çelik sert bir tele iÄŸneler lehimlenerek çelik beden elde edilmiÅŸ olur. Bazı çelik ip bedenlerin iki ucu halkalı bazılarının iki ucu fırdöndülü olur, fırdöndülerden biri kopçalı olabilir. Boyları 10 – 40 cm. kadar olabilir. Son zamanlarda naylon kaplı çelik ipler makaraya sarılı olarak satılmaktadır bunlarla birlikte uç kasası oluÅŸturmak için kullanılacak sıkıştırma halkaları da birlikte verilmektedir. Kısaca çok farklı tipleri vardır. Burada daha uzun uzun anlatmaya gerek yok, avında çelik beden kullanılan balıkların anlatımı sırasında bu konuya da deÄŸinilmiÅŸtir. Genelde çelik beden kullanımı vuruÅŸu azaltmaktadır, bu mahsuru gözönüne alarak rastgele çelik beden uygulamasında kaçınılması gerekir; hatta mümkün ise baÅŸka çözüm üretme yolları da araÅŸtırılmalıdır.
Â
Fırdöndüler
Avda kullanılan olta ipleri yakalanan balıklar, akıntılar, yanlış uygulamalar gibi bir sürü nedenden dolayı kendi ekseni etrafında dönebilir. Bu dönme en çok bedenler ve kösteklerde olacağından bedenden oltaya geçiÅŸlerde fırdöndü kullanılır. Genelde prinçten imal edilirler. Sabit bir gövdeden kafası gövde içinde kalan çivilerin dışarı çıkan uçlarının bükülerek halka oluÅŸturulması ile meydana gelmiÅŸlerdir, misina bu halkalara baÄŸlanır. En önemli özellikleri yük altında kolaylıkla dönebilmeleridir. EÄŸer bu olmuyorsa o fırdöndü iÅŸ görmüyor demektir. Bu amaçla son yıllarda plastik yataklı son derece hassas hemen hemen hiç gam yaptırmayan fırdöndüler üretilmektedir, ancak bunlar pahalıdır. Fırdöndülerin yük taşıma yetenekleri de önemli bir özelliktir. Fırdöndünün kırılıp kopması nedeniyle oltadaki balığı kaçırmak pek tatsız olur. Bu gerçi hiç başıma gelmedi ama dikkatli olmakta da yarar var. Bu amaçlarla fırdöndüler de iÄŸneler gibi numaralanarak tanımlanmaktadır, yandaki ÅŸekil numaralamayı göstermektedir. Ancak bu numaralama sistemi amatörler arasında pek yaygınlaÅŸmamış fırdöndü, boy uzunluÄŸu ile tanımlanır olmuÅŸtur; 3 santim, 4 santim gibi. Bazı fırdöndülerin birer uçlarında kopça vardır, bu kopçalar fırdöndünün yemlenmiÅŸ hazır bir kasalı bedene veya atıp çekme avında kaşığın halkasına çabucak baÄŸlanmasına yararlar. Dip sürütmeleri için ise üç kollu fırdöndüler yaygın olarak kullanılır. Ancak üç taraftan yüklenme fırdöndünün hassas olarak görev yapmasını engelleyebilir. Bu durumda ye beden ve olta tarafına birer fırdöndü daha eklenir veya iri balıkların avında bu zor olacağından çelik bir ek halkasına üç adet fırdöndü takılarak olta, beden ve iskandil ayrı ayrı fırdöndülere baÄŸlanır. Fırdöndü seçimi amatörün bilgi ve tecrübesi ile olur, kimse 025 misinaya 1/0 fırdöndü baÄŸlamaz tabii doÄŸrusu takıma göre 8 – 10 hatta 12 numara kullanmaktır.
Tatlı sularda daha çok koyu renkli veya siyah fırdöndü kullanımı tercih edilirken denizde hemen hemen her renk rahatlıkla kullanılabilir.
İskandiller ve Kıstırmalar
|
|
|
|
Takımın dibe batmasını sağlayan, genellikle kurşundan dökülen ağırlıklara iskandil denir. Yapıldığı metalin adı ile yani genelde kurşun diye anılır. Günümüzde kurşunun doğayı kirletici etkisi nedeni ile kurşun yerine başka metaller kullanma eğilimi baş göstermiştir. Derinliğe, akıntıya göre iskandil ağırlıkları veya şekli değişebilir. Tabii ki derinlik ve akıntı arttıkça iskandilde büyür ve ağırlaşır. Mesela akıntılı yerlerde dibe oturacak iskandiller için köşeli hatta üzeri pürüzlü tipler seçilirken normalde torpil biçimli ağırlıklar kullanılır. İskandil bedene bağlanmaz. Bunu nedeni gereği halinde çabucak değiştirebilmektir. Alttaki resimde görüleceği gibi beden ucuna biri büyük, biri küçük iki kasa yapılır. Bu kasalı uç göz deliğinden geçirilir, büyük kasa iskandilin etrafından dolaştırılarak oluşturulan halkanın iskandilin göz deliğine oturması sağlanır. Küçük kasanın görevi gerektiğinde tutup çekilerek oluşan düğüm halkasının gevşetilmesi ve iskandilin kolaylıkla çıkartılabilmesini sağlamaktır. Bazı iskandillerin üzerinde ağırlıkları yazar bazılarında da numara yazar. Alırken kaç gıramlık iskandil aldığınızı sorun, öğrenin. Bazı durumlarda balığın ilgisini çeksin diye iskandil parlatılır.
Ayrıca şamandıralı takımlar, akıntı altında kullanılan takımlar gibi bedenin apiko durmasının gerektiği durumlarda veya ilave küçük ağırlıklar gerktiğinde kullanılan ortası delik küçük ağırlıklara kıstırma denir. Kıstırmalar ortası delikli (çalışır) olabileceği gibi; ortası yarık da olabilir. Delikli iskandilin içinden geçirilen misina ufak bir çubuk veya kibrit gibi bir şeyle sabitlenir. Ortası yarık olanlarda ise yarığa oturan misina kıstırmanın pense ile ezilmesi yoluyla sıkıştırılır. Birincisini daha emniyetli buluyorum. Yandaki resimlerde 4 zeytin biçimli kıstırma 4 küresel (yuvarlak) kıstırmadır.
Bazı iskandillerin iki ucuda delik olabilir. Bunlara mavruka veya çiftgöz iskandil denir. Bunlar da iskandiller gibi çeşitli boy ve ağırlıklarda olabilirler. Mavrukanın bir ucuna olta diğer ucuna beden ve yem bağlanarak kullanılır. Dip sürütmesi, yeldirme gibi takımların yapımında kullanılan mavrukalara balıklardan bahsederken yapılan takımların tanımlanması sırasında tekrar değinilecektir.
Â
Â
Zokalar
Â
Â
|
|
|
|
|
|
Dişli balıkların iğneyi aşırıp, ısırarak bedeni koparmaması için zoka denilen sapına kurşun dökülmüş iğneler kullanılır. Buradan zokanın dişsiz balık avında kullanılamayacağı anlamı çıkartılmamalı; zoka her tür dişli ve dişsiz balığın avında rahatlıkla kullanılır. Bu şekilde ayrıca iğne ağırlaştırılarak serbest beden (mesela akıntı üstünde karagöz, mercan avında) uygulamaları da yapılabilir. Denizde kullanılan zokalar civalanır. Nedir civalama? Balık malzemesi satan dükkanlardan temin edebileceğiniz az miktarda civa ufak bir cam şişede muhafaza edilir. (Dikkat civa zehirlidir) Şişenin ağzı gergin bir güderi ile kapatılır. Güderi bir iğnenin ucu ile hafifçe delinir. Çok kolay şekil değiştirip ufacık bir delikten bile geçen ağır metal civa buradan da geçecektir. Bir çuha parçasına yatırılan zoka üzerine şişedeki civa tuz serper gibi çok az miktarda serpilir. İğne tarafıından elle tutulan zoka çuha ile ovulur. Kurşuna yapışıp sıvanan civa zokaya, balıkların ilgisini çekecek pırıl pırıl bir görüntü verir. Lüfer, palamut gibi balıkların avından sonra veya ilk dökümünden sonra zoka kurşunu üzerindeki diş izleri veya döküm kalıntıları, eğe veya bıçak ağzı ile temizlenir; ıstaka (mazgala) denen silindirik cam bir çubukla perdahlanır, bu işleme mazgallama denir ve tekrar civalanır. Osmanlı zamanında parlak olması için zenginler amatörler gümüşten zoka döktürürmüşler. Artık bu alışkanlık yoktur son yılların eğiliminde gümüş zoka yerine ağır metalden dökülmüş galvanizli zokalar kullanılmaktadır. Bu zokalar kendileri ile aynı boyuttaki kurşun zokalar kadar ağır değildir. Denizde kullanılan zokalar tiplerine göre sarmısak, sülük, fındık, pirçol gibi isimlerle anılırlar (Res 1). Aslında pirçol tüm küçük zokaların genel adı olmakla birlikte mesela eski amatörler sarmısak zokanın küçüğüne pirçol, sülük zokanın küçüğüne zokita, fındık zokanın küçüğüne leblebi de derler. Ayrıca pirçolun yünlülerin küçüğü olarak adlandırılabilecek pişkova (kovuşturma) ve ovala denen tipleri de vardır ki ileride bu konulara da değineceğiz. Kısaca ovala yuvarlak, kovuşturma köşeli yapıdadır. Buraya kadar anlatılandan ve benim kişisel tecrübelerimden şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki özellikle denizde zoka kullanımı, tekniği ve çeşitliliği ile neredeysen hiçbir dünya ülkesinde bu kadar yaygın değildir. Onlar daha çok aşağıda tatlı su zokaları ile anlatılan zokaları kullanırlar (Resim 2), o da daha çok atıp çekme uygulamalarında. Yine de şunu da kabul etmek gerekir ki Türk amatör balıkçılık tarihinini önemli bir parçası olan zokalar günümüzde piyasada oldukça az çeşitte bulunmaktadır. Umalım zokalr da pek çok bize ait değer gibi tarihe karışmasın. Zokalar her mevsimde kullanılabilmekle beraber özellikle soğuk dönemlerde daha da verimlidirler. Her tür zoka her türlü yemle rahatlıkla kullanılabilmekle beraber sarmısak zokalar ölü bütün yem, fındık zokalar canlı yem, sülük zokalar ise kesilmiş yaprak, sülük, tekgöz gibi yemlere daha uygundur. Bu konuyu çok fazla uzatmamak için yem takmaları ilgili balıklarla birlikte anlatılacak. Bazen zokanın hemen altına, zoka iğnesinin sapına bağlanan bir iğne ile balığın yemi ısırıp kopararak yerken yakalanması amaçlanır. Bu iğneye hırsız iğne denir (Resim 3). Hırsız iğneyi zoka iğnesinin sapına bağlamak için kullanılacak düğüm, düğümler sayfasında klasik iğne bağı olara anlatılan düğümdür. Düğüm atıldıktan sonra boş uç ve hırsız ığne dirsek kısmından birer pense veya kargaburun pense ile tutularak düğümün iyice sıkışması sağlanırsa hırsız iğne kolay kolay yerinden kaymaz. Özellikle lüfer, sinarit avlarında balık vurur fakat yakalamadan yemin sarkan kısmını koparıp alırsa bu yola baş vurulmalıdır. Zoka seçiminde ağırlık ve tipin doğru tespiti çok önemlidir. Bir yerde verimli çalışan zoka başka bir yerde farklı akıntılar ve derinlik gibi nedenlerle iş görmeyebilir. Bunu burada anlatmak mümkün değil tabii, sizin deneyerek bulmanız gerekecek. Ama kullandığınız zokanın tipine ve ağırlığına dikkat etmeniz gerektir. Zokalarin ağırlıkları 200 gr. kadar olabilir, 200 gıramlık zokanın iğnesinin de 7/0-9/0 gibi olabileceğini unutmamak gerek. Genelde zoka ile av yapılacak en verimli yerler akıntı üstünden kayalıklara atış, akıntı altında oluşan anaforlu bölgeler, iki akıntının karşılaşarak suyu hareketlendirdiği yerler gibi genelde akıntı altında balıkların yem beklediği yerlerdir. Ama dip sürütmesi, lüfer, palamut yemlisi gibi uygulamalar da çok yaygındır yeri geldikçe değineceğim. Son olarak zoka kurşundan farklı olarak bedene bağlanır.
Tatlı sularda kullanılan zokalar denizde kullandıklarımızdan farklıdır. (resim 2) Renkli olabilirler, renksizleri gerekirse civalanabilir de. Bedene baÄŸlanma halkaları genelde iÄŸnenin ucu tarafında kurÅŸunun dışına çıkar. Bu tipler doÄŸrudan ağırlık olarak atıp çekme takımında kullanılırlar.(Yandaki ikinci resim). Avrupa ve Amerika’ da bu tip zokalar her suda kullanılmaktadır. Tabii bu zokalarda kullanıldıkları ÅŸartlara göre top, kurÅŸun, rugby topu gibi ÅŸekillerde ve, farklı boyutlardadır. alırken ağırlığını da öğrenmeye çalışın. Bu zokalar da bedene baÄŸlanır.
Yünlüler
Lüfer ve palamut gibi göç eden yırtıcı balıklar Karadeniz’ den Ege’ ye iniÅŸe geçtiklerinde önlerine küçük balıkları katar, sürerek İstanbul boÄŸazından aÅŸağıya indirirler. Bu daha çok Eylül ve Ekim aylarında karşılaÅŸan bir olaydır. Küçük balığın bolluÄŸu nedeni ile yemli oltalara bakmayan balıkları baÅŸka ÅŸekilde aldatmak gerekmektedir. Åžimdilerde mevcut çeÅŸit çeÅŸit kaşıkları kullanmak mümkün ise de eskiden kalma yünlü denilen zoka – kaşık karışımı av araçları da hala kullanımdadır. KurÅŸundan dökülen yünlülere küçük balık ÅŸekilleri verilir, mesela yandakiler 1 gümüş, 2 hamsi, 3 ve 3a istavrit (iki yönden) taklidi yünlülerdir. Yünlüler genelde 8-12 cm. boyunda, 50-150 gr. ağırlığında olur ve boyularına uygun tekli veya üçlü iÄŸne ile donatılırlar. Yünlüler kullanım için zoka bahsinde anlatıldığı gibi mazgallanır ve civalanarak parlatılır. Daha çok karadan kullanıma uygundurlar. Mümkün olduÄŸunca uzaÄŸa atılarak bir müddet dibe inmesi beklenir, daha sonra hızla çekilerek kaçan küçük balık görüntüsü verilir ve yırtıcı iri balıkların saldırması saÄŸlanır. Yünlüler genelde yemlenmez, bunun yerine üzerindeki deliÄŸe iÄŸneye kadar uzanacak ÅŸekilde horozun göğüs tüylerinden (tercihen kırmızı) iki üç adet sıkıştırılır. Yemlenirse verimi artabilir. Her 4-5 balıktan sonra düğümü yenilenmeli , gerekirse yakalanan balıklardan kalan diÅŸ izleri giderilerek civalanmalıdır. Misinanın baÄŸlandığı delik temiz, çapaksız olmalıdır. Yünlülerin küçüklerine piÅŸkova da denir. Bunlar 7-8 cm. boyunda olur ucunda 6 – 7 numara çapari iÄŸnesi vardır. Kullanımı zokaya benzer, yünlülerden farkı hem sandaldan hem de karadan kullanılabilmesidir. Sandaldan aynen orta su sürütmesi gibi de kullanılır. PiÅŸkova ve ovalanın geniÅŸ açıklaması olta takımları ve uygulamaları sayfasında zokalı takımlar kısmında vardır.
Yüksükler
Yünlü gibi kullanılır ve hemen hemen aynı işi gürür. Tabii bunlar eski zamanların kaşık uygulamaları olduğundan birbirlerine benzemeleri normaldir. Yüksükler daha çok yırtıcıların küçük balıkları sıkıştırıp yüzledikleri durumda kullanılırlar. Yünlüden farkları budur, tabii daha da hafiftirler. Sabit ve hareketli olarak iki tip olabilirler. Balık başına benzeyen üzerinde zoka benzeri iğne bulunan bir kurşunun üzerinde açılan çevre kertiğe iğneyi örtecek büyüklükte kaz, horoz veya martı tüyü ibrişim ile sıkıca bağlanır. Hareketli yüksüklerde kadehi andıran kurşunun deliğinden geçirilen 0,5 mm veya daha kalın 20-25 cm boyundakiçelik telin bir ucuna iğne bir ucuna fırdöndü bağlanır. Kurşunun üzerindeki kertiğe yine aynı şekilde tüyler bağlanarak takım hazırlanır. Takım oltaya fırdöndüden bağlanır. Kafa kurşunu civalanmalıdır. 50-70 gr., ağırlığında; çoğunlukla da daha hafif olurlar. Uygulaması tüm kaşık uygulamaları gibidir, atılır biraz beklenir ve çekilir. Balık etrafta ise yakalanacaktır. Akıntı altlarında da başarı ile kullanılır. Okyanuslarda buna çok benzeyen ve bucktail (geyik kuyruğu) denen bir sahte yemle kılıç, marlin, dora dora (lampuka) gibi balıkları yakalanmaktadır.
SeÄŸirtmeler
Dip seÄŸirtmesi de yünlüye benzer. Ama balık ÅŸeklinde de deÄŸilde torpil veya füze gibi yapılırlar. Çekilirken salıınım hareketleri yapması için iÄŸne tarafında hafif ÅŸiÅŸkinlik vardır. Boyları 10 – 15 cm. ağırlıkları 100 – 200 gr. civarındadır. Daha çok sandaldan ve elle kullanmaya müsaittir. Yüksek çevrim oranlı bir makina ile de kullanılabilse de bu tür makinaların taşıdıkları yük az olacağından iri balıklarda problem çıkabilir. Ama kamışı sallayarak dipten çekilen seÄŸirtmeye küçük balıkların su içinde yaptıyı sıçramaları daha baÅŸarı ile taklit etme dolayısı ile verimi arttırma ÅŸansı da vardır. Sandaldan dibe indirilen seÄŸirtme dip bulunduktan sonra hızla yukarı çekilir, balık atlamazsa aynı iÅŸlem tekrar edilir. Dip seÄŸirtmeleri yemlenmez ama mazgallama ve civalama tabii ki ÅŸart. Bu arada çekiciliÄŸini arttırmak için iÄŸnesine mesela bir tvister kuyruÄŸu, renkli bir yumuÅŸak plastik ÅŸerit de takılabilir.
Çarpmalar 
Çarpma balığın bolca bir arada bulunduÄŸu yere atılıp hızla çekilmesi ile rastgele takıldığı balığı yakalayan araçtır. Elips biçimlidi seÄŸirtmeyi andırır, genelde üçlü iÄŸne ile donatılmıştır. Yakalanması amaçlanan balığın cüssesine orantılı olarak hazırlanır. İstavrit, ilarya, hamsi için 5, kefal, lüfer palamut için 8 – 10, kofana, tarik gibi balıklar içinde 10 – 15 cm olurlar. Daha çok kefal amaçlı hazırlanmıştır. 1976 – 1979 yıllarında KabataÅŸ Erkek Lisesinde yatılı okurken okulumuzun yemekhanesinin çöpü yandaki Galatasaray Kız Lisesi ile arada bulunan aşılmaz duvar dibinden BoÄŸaza dökülürdü. (Merak etmeyin canım orası bir eÄŸitim kurumu! Sınıflarda gene temizlik, çevre bilinci dersleri dört duvar arasında verilirdi de kötü örnekleri de görelim diye gözümüzün önünde üç yıl boyunca boÄŸaza çöp dökülmesini seyrettirdiler.) Burada bol bol iri boÄŸaz kefali toplanır biz de çarpma ile onları yakalardık. Bazen de Eylül, Ekim, Kasım aylarında lüfer istavridi okulun duvarlarına yaslardı; o zaman da çarpma ile bol bol istavrit yakalardık. Hatta bazen sürüye dalan lüferler de çarpmaya çıkardı. Åžimdi boÄŸazda bu bolluÄŸun olduÄŸunu sanmıyorum. Çarpmanın baÅŸka türlü uygulamaları da vardır elbet. Mesela hafif bir kurÅŸunla atılan, su üstünden çekilen parlak iÄŸnelerle veya tüylü çapari iÄŸneleri ile donatılmış beden etrafında dolaÅŸan zarganalar; zaman zaman bedenin ani hareketlerle çekilmesi yolu ile yakalanırlar. Bazen bedenin tamamı balığa sarılarak takımı karıştırır. Çarpma daha çok sandaldan veya KabataÅŸ Lisesi örneÄŸindeki gibi hemen derinleÅŸen dik duvar veya kıyılardan da yapılabilir. Gözlemle balıkların sürüler halinde dolaşıp yemlendikleri yerleri tespit ederek çarpma ile avlanmak mümkündür.
Atıp Çekmeler
Genellikle karadan ve daha
çok istavrit için tasarlanmış bir araçtır. Şekli yandaki gibi olup isterseniz çalışır bir kurşun içine bir kaç kat kalın misina sıkıştırarak yapabileceğiniz gibi benim yaptığım gibi basitçe hazır da alabilirsiniz. İstavrid için kullanımında takımın gelmesi istenen derinliğe göre farklı ağırlıklarda olurlar. Ana prensip aynıdır. Bir taraflarında fırdöndü bir taraflarında beden bağlamak için kasa bulunur. Kuyruk altı veya sülük yemle yemlenirler, tüyülü tek çapari iğnesi kullanıldığı da olur. Beden mümkün olduğunca ince balığına göre 010 veya 025 olabilir. Artık eskisi gibi bol istavrid olmaması nedeni ile, ben bu takımı daha çok kırlangıç avında dip sürütmesinde mavruka (iki ucu da misina bağlamak için delikli kurşun) gibi kullanıyorum. Halbuki öğrencilik yıllarımda Kabataş Erkek Lisesinde boş zamanlarımızda bu takımla zevkli avlar yapardık.
Kaşıklar
|
|
|
|
|
|
Aslında yukarıda anlatılan yünlüler, yüksükler gibi araçlar klasik kaşık uygulamalarıdır. Esas itibarı ile kaşıklar etrafta bulunan yırtıcı balığın dikkatini çekerek saldırıp yakalanmasını saÄŸlayan parlak gümüş renkli veya renkli metalden yapılmış, atılıp çekilerek kullanılan araçlardır. İki tipi vardır, biri sabit gövdeli çekilirken suda salınım yaparak balığı cezbeden; diÄŸeri döner gövdeli olanıdır. Tabii bunların da kendi içlerinde tüylüsü, tüysüzü, üçlü iÄŸnelisi, tekli iÄŸnelisi gibi farklı modelleri vardır. Böylece günümüz modern uygulamalarında oldukça farklı model ve renkte kaşık bulabilirsiniz. Esas olan kaşıkla balık yakalamaktır, ama üretici firmalar renk renk, model model kaşıklarla öncelikle meraklı amatörleri sonra balıkları avlamayı hedeflemiÅŸtir sanki. Burada tüm kaşıkları anlatmak tanıtmak elbette mümkün deÄŸil. Yeri geldikçe balıklar tanıtılırken gelenneksel olarak kullanılan kaşıkları da tanıtmaya çalışıyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken bir tür balık için standartlaÅŸmış tek tip bir kaşık yoktur her yırtıcı balık her tür kaşığa vurabilir, ama kimine daha sık kimine çok seyrek. Bazı durumlarda bir kaşık daha iyi çalışırken bazı durumlarda aynı kaşıkta aynı performansı göremezsiniz. Bunu deneyerek tecrübe ile tespit etmek gerekecektir. Üstteki resimlerde tatlı ve tuzlu sularda kullanılan muhtelif kaşıkları görüyorsunuz. Üsttekiler sabit gövdeli, alttakiler de döner gövdeli kaşıklardır. Son resim döner gövdeli bir kaşığın yapısına örnektir. Döner gövdeli kaşıklar daha çok tatlı sularda kullanılır. Söğüt yaprağı diye görülen kaşık hem tatlı hem tuzlu sulara uygundur. Bu tür örnekler arttırılabilir. Deneyerek ve bu tür kaynaklardaki bilgileri kullanarak doÄŸru kaşığı bulmanız gerekecektir. Tabii bu arada kaşık üreticisi firmaların tavsiyelerini de gözönüne almak gerekecektir. Döner kaşıklar için özellikle bilinen iyi firmaları tercih edin. Bu kaşıklar suya düşer düşmez dönmeli ve en küçük hızlarda bile dönmeyi sürdürmelidir, aksi halde bir iÅŸe yaramaz. Ucuz kaşıklarda bu performansı göremeyebilirsiniz. (Burada görülen tüm kaşıklar bana ait, ne yazık ki ÅŸimdi bazıları suların dibinde takıldıkları yerde ömrünü tamamlıyor) Bunların dışında da spinnerbait gibi ne kaşık ne deÄŸil deÄŸiÅŸik modellerde vardır ki bunlara da balıklar bahsinde deÄŸindik. Ama yeri gelmiÅŸken spinnerbait denen sahte yemler hakkında biraz bilgi verelim. Yandan bakıldığında V gibi görünen, telden yapılmış gövdesinin alt ucunda iÄŸne ve iÄŸneyi örten lastik bir etek, üst ucunda da kaşık veya kaşıklar bulunan bu haliyle hiçbir doÄŸal yemi çaÄŸrıştırmayan tuhaf görünüşlü bir yapay yemdir. Su içinde düzgün bir hızla çekilirken üst koldaki kaşıklar alttaki iÄŸnenin hemen hemen üzerinden gelir. Parıltı yaparak, veya kaşıkların çıkardığı ses ile yırtıcıların ilgisini çeker. Bazı modellerinde üst kolda kaşık yerine donerek ses yapan bir pervane vardır ki bunlara da buzzbait denir. Üst koldaki kaşıkların büyük ve uzun olması durumunda çekilirken bu kaşıklar iÄŸneden daha geride kalırlar. Kaşıkların geride kalması vuruÅŸ anında iÄŸnenin balığın damağına batmasına engel olabilir; bu tür uygulama genelde o sularda olduÄŸu tespit edilen büyük balıklar hedeflendiÄŸinde yapılmalıdır çünkü spinnerbaitin görünüşü de oldukça büyük olacaktır. Genelde kaşıklar iÄŸneyi geçmez en fazla iÄŸne üzerindeki etek boyu kadar olurlar. Daha çok Amerika’ da büyük ve küçük ağız bass denen balıkların yakalanması için kullanılmakla beraber. tatlı su levreÄŸi, sudak, turna içinde kullanıldığında iyi sonuçlar alınır. Sığ sularda ve yoÄŸun su bitkileri arasında takılma riski azdır. Üst kol iÄŸneyi koruyayarak yemin ottutmaz gibi çalışmasını saÄŸlar. Üst kolun kısa olması durumunda bu tür çalışma olmayabilir. Bunu yapay yemi elinize alıp kolunuzu su içindeki bir takılma noktası gibi kullanarak deneyebilirsiniz. Üst gövde kola sürülerek diÄŸer elle hafifçe çekilir iÄŸne gelip kolunuza takılırsa suda da takılma olacaktır.
Yüzer ağırlıklar
Yüzer ağırlık veya batar ÅŸamandıra veya benim ilk duyduÄŸum İtalyanca ismi ile bombard. Sonraları sbirolino ve bullrag dendiÄŸini de duyduÄŸumuz bu alet aslında atıp-çekmede kullanılan yardımcı bir donanım. İlk olarak İtalya’da alabalık avı için geliÅŸtirilmiÅŸ ama daha sonra çok baÅŸarılı olduÄŸu görülünce tatlı sulardan denizlere her yerde kullanılmaya baÅŸlamıştır. Aletin ÅŸekli ve takımın düzenlenmesi alttaki resimdeki gibidir.

Bu resmi anlamak için önce yüzer ağırlık veya bombard neymiş tanıyalım. Yüzer ağırlık şekilden de görüldüğü gibi balsa gövdeli şamandıraya benzer yapıda ön tarafı hafifçe ağırlaştırılmış bir alettir. Gövenin taşıma yeteneğine ve ağırlığına göre hızlı batan, yavaş batan, yüzen tipleri vardır. 10 gramdan, 30 grama kadar çeşitli ağırlıklarda olabilir. Şeffaf veya değişik renklerde olanlarını bulmak mümkündür. Gövdenin şekli, dolayısı ile hacmi Arşimet prensibine göre batma hızına etki edeceğinden mesela 20 gram ağırlıkta ama değişik gövde şekilli iki yüzer ağırlığın biri hızlı batar, diğeri yavaş batar olabilir. Bu yetenekleri derin sulardan çok sığ sulara kadar pek çok yerde başarı ile kullanılmalarını sağlar. Mesela alabalık avında diz boyu sığlıklarda yavaş batan veya yüzer modelleri ile rahatlıkla avlanabilirsiniz. Denizlerde de zarganadan levreğe kadar pek çok balık için kullanılabilir. İğneye yem olarak silikon takarak sığlıklarda yavaş batan tiplerle atıp çekme ile çok başarılı levrek avları yapıldığı anlatılmaktadır.
Takımın düzenlemesi ve kullanımı esas olarak olta takımları ve kullanılmaları sayfasında atıp çekmeler kısmının konusu olmakla beraber burada kısaca bakalım. Olta ipi yüzer ağırlığın gövdesi tarafından değilde anten borucuk tarafından takılarak gövde tarafından çıkartılır. Buraya ufak bir stoper boncuk konmasında yarar vardır, böylece boncuktan sonra bağlanacak fırdöndünün ağırlık üzerine sık sık çarparak birbirlerine hasar vermeleri önlenir. Fırdöndüden sonra da kullanabileceğiniz uzunlukta 1-1,5 kulaç beden ilave edilir. Kalıklıklar hedeflenen balığa göre değişir. Yem olarak İtalyanlar alabalık için yukarıdaki gibi önce ufak bir silikon parçası takıp sonra bir larva ile yemi daha cazip hale getiriyorlar. Bizde alabalık için doğal yem yasak olduğundan silikon ile neler yapabileceğinizi düşünmeniz gerek. Denizde zargana için doğal yemlerle yemlendiğini, levrek için ince uzun silikon balıklar takıldığını her iki uygulamanın da başarılı olduğunu duyduk öğrendik.
Atıp çekmeleri incelerken bu takıma tekrar değinip farklı uygulamalarına ve donatılmasına bakacağız. Gerçek şekli için alttaki küçük resimleri tıklayıp benim kullandığım yüzer ağırlıkların bazılarını büyük boyda görebilirsiniz.
![]() |
![]() |
Plastik Yemler
![]() |
![]() |
Bunlarda kaşık uygulamalarında olduğu gibi yırtıcı balıkların ilgisini çekerek yakalanmalarını sağlamaya yararlar. Genelde yukarıda anlatılan tatlı su zokalarına takılarak kullanılırlar. Zokaya takarkenn öncelikle zoka yemin üstüne yatırılarak iğne boyuna göre iğnenin gövdeden çıkması gereken yer tespit edilir ve bundan sonra yem kafa tarafından iğneye takılır. Bu şekilde iğnenin önceden ölçülen noktadan çıkartılması ile fazla ileri giderek yemin dirsekte sıkışmasını veya erken çıkararak yemin yerine oturmaması ihtimalini de oradan kaldırır. İstenirse bu yemlere hırsız iğne de ileve edilebilir. Kamış yardımı ile tüm kaşık uygulamalarında olduğu gibi mümkün olduğunca uzağa atılıp çekilerek kullanılırlar. Çekiş hızı ve tekniği yakalanması planlanan balığa göre değişiklik gösterir. Balıkların anlatıldığı bölümlerde bu konulara da değinilmiştir. Ama en genel olarak çekişte farklı hızlar, sert sıçramalar yaptırarak yaralı veya kaçan balık görüntüsü verebilmektir. Yumuşak plastikten yapılan bu yemler çekilirken su içinde salınarak, titreşerek yırtıcı balıkların ilgisini çeker ve saldırmalarını bu şekilde de yakalanmalarını sağlar. Bu yemlerde esas olan çekilirken su içinde yumuşak hareket etmeleri, ufak çekim hızlarında bille salınım veya titreşimlerini sürdürmeleridir. Bu nedenle pek çeşitli modelleri üretilmektedir. Solucan, sülük, kurbağa, yavru balık taklitleri vardır.
Yavru balık ve ahtapot taklidi olanlar, hatta sasiler denizlerde de kullanılır. Ama denizlerde düz renklerden çok üzeri parlak sim parçaları lie kaplı veya imali sırasında içine parlak parçacıklar karıştırılmış simli modeller baÅŸarılı olmaktadır. Denizlerde atıp çekmeden daha çok sürütme takımlarında kullanılırlar.Â
Yapay Balıklar
|
|
|
|
Yavru veya yaralı balık taklidi ile yırtıcı balıkların dikkatini çeken aÄŸaç (balsa) veya plastikten yapılmış yapay yemler. Tarihi 1900 lü yılların başına kadar gider. O zamanlarda elde yapılan, amatörlerin kendileri için yapıp kullandıkları bu tahta balıklar sonralarda hem balık amatörü hem de ticari dehası olanlar tarafından bugün neredeyse sektör haline gelmiÅŸtir. Pek çok balık avı malzemesi üreten firma tarafından yapılıp satılmaktadırlar. Dalan (diving), yüzen (floating), dengelenmiÅŸ (balanced), su üstenden gelen (popper), titreÅŸip ses çıkartan (Rattling), parçalı (jointed) gibi modelleri vardır. Dalan modeller normalde suya batar ve çekilirken üretiminine uygun derinliÄŸe kadar iner. Yüzen modeller su üstünde yüzer çekilirken ayarlandığı derinliÄŸe iner ve durma anlarında gene yükselir. DengelenmiÅŸ tipleri çekildikçe istenen derinliÄŸe iner durma anında hangi derinlikteyse orada kalır. Popperler su üstünde kalır çekilirken de batmaz, bunları sert, ani hareketlerle çekince su üstünden suları ÅŸapırtadarak gelirler, bu da etraftaki yırtıcılara su üstünde oynayan yavru balık hissi vererek saldırmasına neden olur. Ses çıkartan modelleri dalan tip olup içleri çongırak gibi parçacıklarla doldurulmuÅŸtur. Çekilirken yaptığı titreÅŸimle su içinde çıngırak gibi ses çıkartarak dikkat çeker. Parçalılarda gövde ve kuyruk kısmını ayıran bir mafsal vardır bu mafsal ile çekilirken kuyruÄŸu salınır ve yaralı balık hissi verir. Dalan ve yüzen tipleri vardır. Bunlardan baÅŸka firmalar deÄŸiÅŸik uygulamalar için deÄŸiÅŸik modeller de üretmektedirler. 100 gıramlık tatlı su levreÄŸinden, yüzlerce kiloluk kılıç balıklarına kadar kullanılan modelleri vardır. Deniz ve tatlı su için ayrı ayrı üretilseler de çoÄŸu hem tatlı hem tuzlu sularda rahatlıkla kullanılabilir. ÇeÅŸitli renkleri mevcuttur. Bu balıklarda kafanın hemen altında bulunana plastik veya metal parçanın eÄŸimi ve boyu yapay balığın dalma mesafesi hakkında bilgi verebilir. Bu parça gövde ile dike yakın açı yapar ve küçükse dalma derinliÄŸi azdır, açı daralır ve parça büyürse dalma derinliÄŸi artar. Dalma derinliÄŸi ve tipi kutusu üzerinde genelde yazar alırkan ihtiyacınızı gözönünde bulundurarak buna dikkat edin. Genelde kaliteli yapay balıklar üretimden sonra test havuzlarında uzmanlarca test edilir görülen aksaklıklar anında giderilir. Rastgele iÄŸne deÄŸiÅŸtirmeyin, hareketleri bozuk yapay balığı kullanmayın. Bu tür yapay yemlerde modifikasyon tavsiye edilmez ama illa yapacaksanız veya zorunluluk varsa modifikasyondan sonra suda mutlaka test edip orjinal halindeki hareketleri yapmasını saÄŸlamaya çalışın. Gerekirse yapay yemden 25 – 30 santim uzaÄŸa ilave ağırlıklar konarak dalma derinliÄŸi arttırılabilir. Kıyıdan ve sandaldan atıp çekme ile kullanılabileceÄŸi gibi orta sularda sürütme için de uygundur. Tavsiyem atış esnasında düzgün gidecek, çekilirken doÄŸru titreÅŸimleri yaparak yırtıcıların dikkatini iyi markaları tercih edin.
Yapay sinekler veya ingilizce adı ile fly genelde alabalık avında kullanılan sahte yemlerdir. Yannda bazı basit örneklerinin resmi var. İka adet fly yapımı sayfasından yapım örnekleri görebilir 1, 2, alabalık sayfasından daha geniÅŸ bilgi alabilir üç sayfa da da denizlerde kullanılan bazı fly tiplerinin resimlerini 1,2,3 ve palamut sayfasında da bunlara ait açıklamaları bulabilirsiniz; tabii linkleri tıklayarak Fly kelimesi Türkçe’ye sinek olarak çevrilebilse de aslında burada tam olarak sadece sineÄŸi temsil etmez. Çevredeki suda yaÅŸayan böcekler, uçucu böcek, karada yaÅŸayan böcekler ve bazı canlılar, yavru balıklar, sinek, larva, yumurta ve haÅŸerelerle beslenen alabalık için kullanıldığına göre fly denince geniÅŸ bir böcek topluluÄŸu, larvalar ve yumurtalar düşünülmelidir. Fly ile sadece alabalık deÄŸil tatlı su levreÄŸi ile diÄŸer bazı balıklar ve hatta turna ve sudak da avlamak mümkündür. Bu yöntem tatlı su levreÄŸi için kabul gören bir avcılık ÅŸekli olduÄŸu halde sudak ve diÄŸer balıklar için rastgeledir, bunula birlikte son yıllarda özellikle Amerikalı amatörler arasında yaygınlaÅŸmaktadır. Bu ÅŸekilde avlanan amatörler kendilerinin olta balıkçılığının en üst düzeyinde, büyük usta olduklarını düşünürler. Evet oldukça ustalık ve beceri isteyen bir yöntemdir ama bu kadar abartmaya da gerek yoktur. Fly konusu daha çok alabalık ile anıldığından bu araç ile bilgiyi Alabalık sayfasında genişçe bulacaksınız.
Mantarlar
Mantar olta ipinin sarıldığı sert mantardan yapılmış dikdörtgen prizması ÅŸeklindeki malzemedir. Aslında mantar konusu pek o kadar önemli olmamakla beraber doÄŸru mantarı seçmek önemlidir. Mantar yapılan takıma göre küçük olursa olta iyi sarılmaz sarımlar üst üste düşer kullanımı zorlaşır. Büyük seçilirse gereksiz yer kaplar bir fayda da getirmez. Türkiye’ de mantarlar 3,4,5 gibi numaralarla satılır. Mesela 050 çapında 100 metre olta ipi ile yapılacak bir takıma 4 numara mantar gayet iyi olur. Daha uzun olta kullanılacaksa 5 numara tercih etmek gerekir. Mantarın bir faydası da takımın üzerindeki iÄŸnelerin mantara saplanarak muhafaza edilmesidir. Uçları açıkta olmayınca hem iÄŸneler, hem de amatör korunmuÅŸ olur. Son yıllarda piyasada mantar yerine görülen plastik kasnakları pek tavsiye etmiyorum. Ama siz sorunsuz kullanıyor olabilirsiniz o halde rastgelsin.
Popularity: 8% [?]
/images/ico-rss-trans.png)















Yorum bırakın.
Yorum yapabilmek için giris yapmalisiniz.