Sinarit (Dentex dentex)

Pts, AÄŸu 4, 2008

Deniz Balıkları

Sinarit (Dentex dentex)

TANIYALIM
Karagöz, bilimsel adı ile Sparidae familyasının sert, güçlü, az bulunan ve iri bir balığıdır. Etinin de lezzetli olması diÄŸer özelliklerine eklenince amatörlerin düÅŸlerini iÅŸgal eder. Bilimsel adı  Dentex dentex’dir. Dilimizde sinarit olarak bilinirken yabancı kaynaklarda common dentex (USA, İng.), Porgy (USA), Dentice (İtl), Dentol, Denton (İsp) gibi isimlerle de rastlanır. Bununla beraber yabancı kaynaklarda sıkça görülen bir balık deÄŸildir. Bence bunun nedeni avının zorluÄŸu, nadir yakalanmasıdır. Yabancı amatörler bu zor balığa bence yenilmiÅŸler. DoÄŸu Atlantik’te İspanya, Kanarya adaları civarı ve Senegal, Moritanya kıyıları kadar olan kısımlarda, Kuzey Afrika kıyılarında ve Akdeniz’de bulunur. Denizlerimizde baÅŸlıca Ege ve Akdeniz’de bulunur. Aslında bu balık bir zamanlar Marmara denizinde de bolca bulunurken çevre kirliliÄŸi, aşırı ve bilinçsiz avcılık, dinamitle avlanma gibi doÄŸaya ihanet sayılacak yöntemler nedeniyle artık pek çıkmamaktadır. Vücudu elipse benzer ÅŸekildedir; sırtının alnına doÄŸru olan kısmının hafifçe kambur ÅŸeklinde yükselmesi elips ÅŸeklini biraz bozar. Başı vücuduna oranla iridir, burnu sanki sırtından gelen kamburluÄŸun devamı gibi hafifçe uzamıştır. Gözleri normal büyüklüktedir. AÄŸzı büyük, dudakları kalındır. Bütün bu özellikler sanki yüzüne acımasız, sert bir ifade vermektedir. Çeneleri çok kuvvetlidir, aÄŸzında konik batıcı diÅŸler vardır. DiÅŸleri ile midyeleri dahi kırıp açar. Tabii bu arada amatörlerin doÄŸru seçilmemiÅŸ iÄŸnelerini de kırdığı veya açtığı sık sık görülür. Ama kesici olmayan bu diÅŸler bedeni kesemeyeceÄŸinden çelik beden kullanımı gerekmez. Sırt yüzgeci tek ve uzundur; ensesinden kuyruk yakınınna kadar devam eder; ön taraflarda dikenler olsa da zararsızdır. Tüm yüzgeçleri ve tabii kuyruk yüzgeci iyi geliÅŸmiÅŸtir, mükemmel manevra yeteneÄŸi saÄŸlar. GöÄŸüs yüzgeçlerinin sivri uçları hemen hemen anüs yüzgecine kadar uzanır. Anüs yüzgeci uzuncadır; karın yüzgeçleri küçüktür. Yanal çizgi düzgündür. Vücudu iyi iÅŸlemiÅŸ kalın iri pullarla kaplıdır. Alnında pul yoktur. Sırtından karnına doÄŸru giderek açılmak üzere rengi, sarı, bej, pembemsidir. Karnı beyazdır. ÇoÄŸu zaman vücudunda meneviÅŸler görülür. Solungaç kapaklarına sarı renk hakimdir. 30 – 300 metre derinliklerde yaÅŸar. Yüzme kesesi vardır. Üremeleri ilkbahara rastlar. Akdeniz’de Mayıs ayı sinaritlerin üreme ayıdır. Üreme sırasında yumurtalar rastgele ortama atılır. Bazı sinaritler çift cinsiyetlidir (hermaphroditic) yani hem diÅŸilik hem erkeklik özellikleri gösterirler. Aslında bu baÅŸka balıklarda da sıkça görülen bir durumdur. Genç yavrular küçük sürüler halinde yaÅŸarlar. iri balıklarında ufak sürüler oluÅŸturdukları görülür. Bir metreden fazla boya ve 15 kiloya kadar büyüdükleri bilinir. 20 – 30 santim boyda oalnlarına sinarit palazı denir. Kıyı meralarda 5 kioya kadar sinarit yakalanırken derin sularda 15 kiloya kadar yakalanabilmektedir. Bilimsel kaynaklarda en büyük balık 9,6 kilo olarak geçerken 19.Åžubat.2001 de Saros Körfezinde aÄŸ ile yakalanan ve aÅŸağıda resmi olan balık 17 kilo ağırlığındadır. Türkiye’de yakın tarihin rekoru budur. Bu balığı yabancı bilimsel kaynaklara yakalanış tarihi ve fotoÄŸrafı ile bildirdim ve kayıtlara geçmesini saÄŸladım.  Sinarit baÅŸlıca kabuklular (yengeç, çaÄŸanoz, istakoz), sübye, kalamar, küçük balıklarla beslenir. Burayı biraz daha açarsak sinarit takımlarında hangi balıkları yem olarak kullanabileceÄŸimizi de tespit ederiz. Sinaritin severek yediÄŸi ve böylece yem olarak kullanılacak balıklar baÅŸta kaya balıkları olmak üzere, gelincik balığı, iri karidesler, çaÄŸanoz, yengeç mürekkep balıkları ve kalamar, ufak iskorpit veya lipsoz, trakonya, hani balıkları, kupes, çırçır, lapin, horozbina, yavru yılan balığı, uskumru ve kolyoz vanosları, istavrit, zargana, ilarya, barbunya, tekir, sardalya ve hamsi. Yem balıkların daha çok yavru olanları seçilmelidir. Yemler oltaya canlı veya bütün ölü olarak takılır; ama canlı yem büyük avantajlar getirir. Yaralı, aksayan balık gören sinarit hiç dayanamaz ve hemen saldırır. Sinaritin oltaya vuruÅŸu çok sert ve kesindir. Akrabası karagöz veya levrek gibi yemi emmez, oynamaz sert bir vuruÅŸla adeta oltayı elden uçurarak yeme saldırır. Çok güçlü ve mücadeleci bir balıktır. uzun süre mücadele eder, kolay teslim olmaz. Akdeniz’de iki farklı türü daha bulunur. Biri Dentex gibbobus bilimsel adı ile bilinen pembe sinarit veya antenli sinarit de denen, üstte resmi görülen türdür. Sık sık trança ile aynı adla yani tranca olarak anılır. Bazı kaynaklar bu balığı trança, mercan bahsinde tanıtılan balığı da yalancı trança olarak tanıtırlar. Ben daha çok diÄŸer balığın, yani mercan bahsinde anlatılan balığın trança olarak anıldığını duydum. Sırt yüzgecinin antenimsi uzantıları trançadan daha uzundur; trançanın üzerinde bulunan mavimsi lekeler bunda yoktur ve tabii trançanın çok geliÅŸmiÅŸ neredeyse çatal yapılı yan yüzgeci pembe sinaritte farklıdır. YaÅŸam hikayesi ve beslenme alışkanlıkları sinaritle aynıdır.

Daha çok DoÄŸu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boÄŸazından Akdeniz’e de girer. Deniz dibindeki dik dik inen kıtasal yar baÅŸlarında gezinir. Sinaritle aynı bölgelerde de çıkar. 1 metre boya ve 15 kilo ağırlığa ulaÅŸabilir.  Bilimsel adı Dentex macrophthalmus olan bu balık kocagöz (patlakgöz) sinarit (large-eye dentex) olarak da bilinir. Daha çok DoÄŸu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boÄŸazından Akdeniz’e de girer, bu nedenle ülkemiz sularında da rastlanır. Akdenizde seyrektir. Kayalık kadar kumlu diplerde de bulunur. 30-500 metre derinliklerde gezinir. Daha yaÅŸlı ve iri olanları derinlerde bulunur. Beslenme alışkanlığı sinartit gibidir. Kışları derinde geçirir. DiÄŸer akrabaları kadar büyük deÄŸildir 65 santime kadar büyür. Sularımızda genelde 50 santimi geçmez. NERELERDE BULUNUR Denizlerimizde Ege ve Akdenizde bulunduÄŸunu eskiden Marmara’da da bolca yakalandığını ancak olumsuz etkiler nedeniyle artık çıkmadığını yazmıştım. Ancak bence bu sinarit’in Marmara’da tükendiÄŸi anlamına gelmeyebilir. Avcılığının zorluÄŸu ve sayıca azalmış olması bu düÅŸünceye kapılmamıza neden olabilir. TekirdaÄŸ, Kamaradere açıkları ile Çanakkale boÄŸazına uzanan sahillerin kayalık, taÅŸlık, kırmalık derinliklerinde bulunabileceÄŸini sanıyorum. Saros körfezi, Ayvalık ve Sığacık koyu, Kemer, KaÅŸ gibi Kuzey Ege ve Akdenizin pek çok yerinde de avlanabilir. Sinarit yerel balıklardandır. TaÅŸ balıkları grubundan sayılır aynı zamanda derin su balığıdır kıyılarda dolaÅŸmaz. Karagöz, levrek gibi balıkları yüksekçe bir yerden gözlemleyip görebilmek mümkün iken sinarit için bu geçerli deÄŸildir. Yazları 30 – 50 metre derinliklere sokulur, kışları hava soÄŸuyunca 300 metreye varan derinliklere çekilir. Sinarit avı yapabilmek için balığın yaÅŸadığı civarı bilmek gerekir. Balık bir kere bulundu mu o bölgenin kerterizini alıp kaybetmemek gerekir. Peki hiç bilmediÄŸimiz bir meraya gidersek sinariti nerelerde aramalı? Sinarit taÅŸ balıklarından sayılsa da diÄŸer taÅŸ balıklarından farklı olarak sığlıklara sokulmaz, derin su balığıdır. Sinarit taÅŸlık kayalık sahillerin, denize dik inenerek yarlar oluÅŸturan kıyıların çevresinde 30 veya daha derinlikteki kayalık, taÅŸlık sert dibi olan yerlerde; akıntı alan burun baÅŸlarında aranmalıdır. Deniz dibindeki yar baÅŸları de sinarit için uygun yerlerdir. Ben burada bir kere daha deniz dibinin yapısını incelemek ve balığı bulmakta bize yardımcı olabilecek balık bulucuların iÅŸe yarayabileceÄŸini belirtmek isterim. Kumluk, batak dipli yerlerde sinarit aramak boÅŸa vakit harcamaktır. AVLAYALIM Bir dip balığı olan sinarit avında doÄŸal olarak dip takımları kullanılacaktır. Avcılığı iki kısıma ayrılabilir doÄŸal yemli avcılık ve yapay yemli avcılık. Ama her iki tür avcılıkta takım aynı olduÄŸundan deÄŸiÅŸenin sadece doÄŸal yem yerine takılan yapay yem olması neden  ile iki avlanma yöntemi tek baÅŸlık altında toplanmıştır. Avlanma yöntemleri    a. Dip sürütmesi (Uzun olta)    b. Zokalı Takım    c. Parakete    a. Dip sürütmesi DiÄŸer pek çok balık türünde olduÄŸu gibi sinarit avında da en yaygın kullanılan takımdır. Havaların  ısınması ile sinaritlerin daha sığlıklara sokulduÄŸu Mayıs ayından itibaren kullanılmaya baÅŸlar, havaların soÄŸuyup balıkların derinlere çekilmeye baÅŸladığı Kasım ayı sonuna kadar kullanılabilir. Takımın hazırlanmasında dikkat edilecek nokta üçlü fırdöndü kullanılacağına, 6 – 8 santim çapında yaylı bir çelik halkaya takılmış 4 santimlik 3 adet fırdöndü kullanılmasıdır. Bu ÅŸekilde hem fırdöndülerin daha iyi çalışması hem de takımın daha güçlü olması saÄŸlanır. Takımdaki misina kalınlıklarına da dikkat etmek gerekir. Sinarit kıyıya yakın meralarda daha ufak çıkarken, açıklardaki meralarda oldukça iri balıklara rastlamak mümkündür. Buna dikkat ederken kıyıya yakın yerlerde nispeten daha sığ meralarda avlanıyorsak yandaki çizimde tavsiye edilen kalınlıklardan ince olanını seçin, açık sularda bildiÄŸiniz meralarda avlanıyorsanız iri balık çıkma ihtimali yüksektir o zaman tavsiye edilen daha kalın çaplara çıkmanızda yarar olacaktır. Levrek ve sinarit avında parlak ve renkli beden kullanımı kalın olan takımın balığa az görüntü vermesini amaçlar. Piyasada neredeyse görünmez iddiası ile satılan flourocarbon monofilament olta ipleri bu amaçla kullanılabilir, ancak bunların fiyatı oldukça yüksektir. Renkli misina bulamıyorsanız parlak beyaz, saydam misinalar da kullanabilirsiniz. Takıma meradaki balıkların iriliÄŸine göre 5/0 – 7/0 çelik iÄŸne de eklendikten sonra yemlenmeye hazır hale gelir. Takımın yemlenmesinde canlı yem tercih edilmelidir, bu yoksa ölü bütün yem kullanılabilir. Yemler yukarıda bahsedilen sinaritin sevdiÄŸi balıklardır. İskorpit, lipsoz, kaya balıkları, zargana, uskumru vanosu, istavrit iyi sonuçlar vermektedir. Ölü ve canlı yemlerin oltaya nasıl takıldığı Yemler ve Yemleme, zargananın yem olarak takılması ise lüfer sayfasında uzun uzun anlatıldığından burada tekrarlamıyorum, ama sinarit için dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bazen sinarit yeme saldırıp yarısını kopartır alır, iÄŸnede kalan parçaya da bir daha vurmaz. Avlanılan merada bu durum üst üste birkaç kez olursa karşımızda uyanık bir sinarit var demektir. O halde bakalım el mi yaman bey mi yaman? Bu durumda tedbir olarak takıma hırsız iÄŸne eklemek gerekir. Canlı yem kullanılıyorsa hırsız iÄŸne yem balığı hırpalayıp çabuk ölmesine neden olur. Yine de bunu denemek zorunda kalabilirsiniz. Özellikle iskorpit, lipsoz gibi kalın derili ve nispeten dayanıklı yemler varsa ilk iÄŸne balığın alt ve üst çenesinden takıldıktan sonra hırsız iÄŸne balığın kuyruk boÄŸumuna yakın bir yerden deri altına saplanarak hafifçe tutturulur. İğnenin balığın yanal çizgisine veya orta kılçığına temas etmemesi gerekir. (Bu balıklar zehirli dikenlere sahip olduÄŸundan iÄŸneye takarken çok dikkat etmek gerekir) Bu durumda canlı yem uzun süre yaÅŸamayabilir. Oltaya ölü bütün yem takılması durumunda da buna benzer bir yol uygulanır; ancak bu defa hırsız iÄŸne yem balığın aÄŸzından sokularak solungaç kapağı altından çıkarılır. Aynı ÅŸekilde yem balığa batırılır. Tabii bu defa hafifçe tutturmaya gerek yoktur, saÄŸlamca saplanır. Hırsız iÄŸnenin saplandıktan sonra yem balığı kasmamasına, ÅŸeklini bozmamasına dikkat edilmelidir. Birinci iÄŸne de balığın dudaklarına saplanır. Yem balığın aÄŸzının dikilmesi yemin daha düzgün durmasını saÄŸlar. Eh artık yemi ısırıp yarısını almaya alışmış uyanık sinaritle hesaplaÅŸma zamanıdır. Aynı ÅŸekilde yeme saldıran sinarit bu defa hırsız iÄŸneye yakalanacaktır ve sert mücadele baÅŸlayacaktır. Balığı sandala binmeye ikna etmeniz ustalığınız ve tecrübenize baÄŸlıdır. Yem olarak hani balıkları kullanılıyorsa yüzme keselerine dikkat etmek gerekir. Oldukça derinlerden çıkan bu balıklar yüzme keseleri ÅŸiÅŸerek ters döner. Bu durumda hem oltada düzgün durmazlar hem de çabuk ölürler. Bir iÄŸne ile balığın karın tarafından yüzme kesesi patlatılırsa daha iyi sonuç alınır. Yemlenen takım artık avlanmak üzere suya indirilir. Sinarit gezerek yem aramak yerine kuytularda gizlenerek yem beklemeyi, önünden geçen yeme saldırarak yemeyi tercih eder. Böylece esas olan yemin balığın yeme gelmesi yerine yemin balığa götürülmesidir. Bu temel gözönüne alınarak takımın kullanılmasında bir kaç deÄŸiÅŸik yol olabilir. İlk olarak klasik yöntemde, yemli bedenden baÅŸlanarak takımın sandaldan suya indirilir. İskandil dibi bulduktan sonra 30 kulaç kadar kaloma verilerek motorlu bir tekne ile 1,5 – 2 km./saat hızla gezinilerek balık aranır. Gezinti esnasında iskandil dipten kesilmememeli oltayı tutan elde iskandilin dibe sürtünmesinden gelen tıkırtılar hissedilmedir. İskandil uçuyorsa hız azaltılmalıdır, aslında sinarit sürütmesinde oldukça yavaÅŸ yol yapılmalıdır. Bu da yetmez ise iskandil ağırlaÅŸtırılmalıdır, bu amaçla 1 kiloluk iskandile kadar çıkılabilir. Tıkırtılar esnasında takımda saÄŸa sola kaymalar oluyorsa kayalık var denir. her an takılma olabilir. Varsa balık bulucu ile dip durumunu incelemekte yarar olabilir. EÄŸer akıntılar ve rüzgar uygun ise motor kullanmadan sandal serbestçe sürüklenmeye bırakılır. Bu yöntem hem daha sessiz hem de ekonomiktir. Rüzgar veya akıntılar hızlı sürüklüyorsa Temel Denizcilik kısmında anlatılan deniz demiri kullanılabilir. Bu arada balık yakalanırsa deniz demiri süratle toplanmalıdır aksi halde iri bir balık oltayı deniz demirine dolaÅŸtırarak avı bozar, hatta kurtulabilir. Gezinti sırasında oltaya balık vurduÄŸunda, ki bu vuruÅŸ sert olacaktır; balığın bir miktar kaloma almasına izin verildikten sonra oltayı sıkıca tutup direnerek iÄŸnenin oturması saÄŸlanır. EÄŸer balık iri deÄŸilse, gücünüz yeterse tasmalama da yapılabilir. Gerek balıkla mücadele esnasında gerekse ilk vuruÅŸ anında hazır olmak amacı ile 20 kulaç kadar olta sandalın dibine sağılmış olarak hazır tutulmalıdır. Sağılma iÅŸleminde önce kalabekten açılan olta, kelebek saÄŸlama alındıktan sonra kelebeÄŸe yakın taraftan tekrar aktarılarak denizde kalan tarafın üste kalacak ÅŸekilde toplanması temin edilmelidir. Aktarma sırasında olta içinde su olan bir kovaya alınırsa karışma ihtimali daha da azalır. Canlı veya bütün ölü yem yerine bazen kaşık veya yapay balıklar da kullanılır. Kaşık kullanılacaksa 3-4-5 numaralardan biri meradaki balıkların boyuna göre seçilir. SöÄŸüt yaprağı kaşık kullanılabileceÄŸi gibi, bazen iki adet 2 veya 3 numara kaşık birbirine eklenerek de kullanılabilir. Yapay balık kullanılacaksa Rapala ticari markası ile bilinen yapay balıkların 7 – 14 santim boylarında oloan biri seçilir. Renk olarak kırmızı kafa-beyaz gövdeli, sarı, yeÅŸil, mavi, uskumru desenli olanları iyi çalışmaktadır. Ben yapay balığın yüzer (floating) veya dengelenmiÅŸ (balanced) tip kullanmanızı tavsiye ederim. batan (sinking) tiplerin kullanımı hem zordur hem de takılma ihtimali daha çoktur. Bu takımla yapılabilecek baÅŸka bir uygulamada da kuvvetli akıntı olan yerlerde gezinmeden demirli sandaldan doÄŸrudan sarkıtmaktır. Bu bir yeldirme uygulamasıdır ve derin su yeldirmeleri sınıfından sayılır. Özellikle Çanakkale boÄŸazı ve Saros körfezi gibi akıntının kuvvetli olduÄŸu yerlerde bu kullanılabilir. Bu durumda olta kısmı aynı kalırken iskandilin 500 gr. – 1 kilo arası olması gerekmektedir. Bedende de bazı deÄŸiÅŸiklikler yapmak zorunludur.    Åžekilden de görüldüÄŸü gibi beden iki parçadan oluÅŸur ve uzunluÄŸu 12 – 14 kulaca kadar çıkar, hatta bazen balığın bedenin kısa kaldığı için vurmadığına inanılırsa daha da uzun olabilir. Bunun amacı akıntı ile salınan bedenin sandaldan uzaklarda yem bekleyen sinaritlere kadar ulaÅŸmasını temin etmektir. Böylece yukarıda yemin balığa götürülmesi prensibi aynı kalırken yemin götürülme ÅŸekli deÄŸiÅŸmiÅŸ olur. Yeldirme veya uzun köstekli takım da denilen bu takım karagöz ve mercan avında da çok benzer ÅŸekilde kullanılanılmaktadır. Takımın kullanımına gelince aÅŸağıdaki ÅŸematik çizime bir göz atalım. Tek demirle demirlenen sandalın akıntı  altı kalan tarafından önce canlı yemli beden indirilir. Beden akıntı ile açılıp gerildikçe iskandile kadar iÅŸleme devam edilir. İskandilde salınıp dip bulunduktan sonra olta tutularak balığın vurması beklenir. Tek demir ile duran sandal zaman zaman demir üzerinde gezinerek pozisyon deÄŸiÅŸtirebilir; bu durumda iskandilde yerden kesilerek yemli bedenin de dipte yer deÄŸiÅŸtirmesine olanak saÄŸlanabilir. Bu takımın yemi kesinlikle canlı yemdir. Yem olarak sinaritin sevdiÄŸi balıklar kullanılabileceÄŸi gibi, canlı kalamar veya subye de iyi çalışan yemlerdir. Uzun köstekli takımın kullanımı el ile olmalıdır. Yeldirmelerin kullanılışı ayrıntılı bir ÅŸekilde karagöz bahsinde de açıklanmıştır. Sinarit avıda kullanılan yeldirmeler derin su yeldirmesidir, karagöz için daha sığlıklarda avlanılsa da esas prensipler pek deÄŸiÅŸmez. Bazı durumlarda dip sürütme takımı orta su sürütmesi gibi de düzenlenebilir. Takımın yapılışı alttaki gibidir. Sulara göre kıstırmaların ağırlıkları ve sayıları deÄŸiÅŸebilir. Ege ve Akdeniz’de nispeten sığlık sayılabilecek 5 – 8 kulaç derinliklerde kullanılır. Havanın ısınmış olduÄŸu dönemlerde daha uygundur bu nedenle Haziran  ayından Ekim ayı sonuna kadar olan sürede kullanılır. Kıyı meralarında çalıştığı için bu takıma çıkması beklenen balık da en fazla 5 kilo olacaktır. Kullanımında 1,5 – 2 km./saat süratle giden teknenin peÅŸinden salınarak dibe yakın olarak sürütülür. Takımın dibe yakın sürütülmesi önemlidir, bunu saÄŸlamak için kıstırmaların ağırlıkları arttırılır veya azaltılır. Kullanılması ve dengelenmesi zor bir takımdır, ustalık ve alışkanlık gerektirir. Tecrübeye göre bu takım farklı ÅŸekillerde de düzenlenebilir. Yemi daha çok kaşık veya yapay balıktır. Canlı yem de kullanılabilir. El oltası olarak düzenlenmelidir.    b. Zokalı Takım Sinaritin yatak yaptığı bilinen yerlerde kerteriz alınarak sandal demirlenerek zokalı takımla avcılık yapılabilir. Takımın düzenlenmesi lüfer bahsinde anlatılan ÅŸekildedir. Zokaların ağırlığı sulara ve derinliÄŸe göre deÄŸiÅŸir. Av mevsimi genelde kış aylarıdır. Bu dönemde sinarit derinlere çekildiÄŸinden zokanın ağır olması gerekir; üzerinde de 5/0 – 7/0 boyunda iÄŸne bulunmalıdır. 25 – 30 kulaç derinliklere kadar hafif 40 – 50 gram zokalar, daha derin sularda 60 – 90 gram ağırlığında zokalar kullanılabilir. Takımın olta kısmı 060 – 080 misinadan yapılır, oltanın ucuna eklenecek 3 – 4 santimlik fırdöndüden sonra oltadan bir numara ince 1 kulaç kolçak eklendikten sonra kolçağın ucuna da aynı ÅŸekilde bir fırdöndü baÄŸlanır. Fırdöndünün boÅŸta kalan ucuna da 2 veya 3 kulaçlık beden eklenir. Bedenin kalınlığı ya kolçak kadar veya bir numara incedir. Balıkların iri çıkması durumunda takım kalınlaÅŸtırılmalı yukarıda dip sürütmesinde anlatılan kalınlıklara kadar çıkılmalıdır. Sulara göre takımın apiko durmasını temin amacı ile ilk fırdöndünün 1 karış kadar üstüne bir kıstırma ilave edilebilir. Kıstırma zokadan ağır olmamalıdır.  Bu takımın yemleri yukarıda anlatılan sinaritin sevdiÄŸi yemlerdir. Yemler oltaya canlı, bütün ölü veya ÅŸak ÅŸak yem olarak takılır. Yemlerin nasıl takılacağı lüfer ve Yemler ve Yemleme sayfalarında geniÅŸce anlatıldığından burada tekrarlamıyorum. Takımın kullanılışına gelince. Kerteriz alınarak tespit edilen av yerinde sandal demirlenir. Tonoza gerek yoktur tek demir yeterlidir. Yemlenen takım dibe indirilir, dip bulunduktan sonra yarım metre kadar dipten kesilen takıma balığın vurması beklenir. Åžak ÅŸak yem kullanılıyorsa zaman zaman olta elle hafifçe sallanarak balığın kıskandırılması amaçlanır. Bu takım istenirse yukarıda anlatılan ÅŸekilde makaralı takım olarak da düzenlenebilir. Bu durumda ilk fırdöndüden sonraki kısmın kamış boyundan çok uzun olmamasına dikkat edilmelidir ki yakalanan balık kepçeye kadar çekilebilsin. Buraya kadar anlatılan yöntemlerin hangisi olursa olsun yakalanan sinaritin kepçe ile alınması gerekir. Balığın iriliÄŸi dikkate alınarak sallasırt ederek sandala atmak denenmemelidir. Sandalın yanına kadar çekilmiÅŸ balık çok yorgunsa, hareketleri ağırlaÅŸtıysa kakıç kullanarak da alınabilir. Tabii bu ana kadar balık her türlü zorluÄŸu çıkartacak, kuvvetle direnecektir. Takımı dipteki kayalara dolamaya, çalışacak, iÄŸneyi aÄŸzından atmak için her türlü yola baÅŸ vuracaktır. Bunlara karşılık gereÄŸinde yol vererek gereÄŸinde direnerek balığı yormalı, kullana kullana sandalın yanına kadar getirmelidir. Yapılacak hatalar balığın kaybedilmesine yol açabilir.      c. Parakete*   Sinarit avcılığının bir baÅŸka yolu da paraketedir. Ağır balığa yapılan parakete de ağır olacaktır. Parakete bedeni sicimden veya kendi kendine batan naylon-terilen ip olmalıdır. Ayak taşından 8 kulaç alınarak ilk köstek kazık bağı ve iki taraftan puntalanmak yolu ile bedene baÄŸlanır. Köstekler yeÅŸil 060 -070 misinadan, 2 kulaç boyundadır. İğneler 5/0 – 7/0 boyunda canlı yem takmaya uygun, çelik iÄŸnedir. İlk köstek baÄŸlandıktan sonra 8 kulaç alınarak ikinci köstek baÄŸlanır. Köstek araları 8 kulaç olacaktır. Paraketenin derin sulara bırakılması köstek aralarının fazla olmasına neden olacaktır. Derinlik otuz kulacı geçiyorsa iri balık çıkması ihtimali daha çoktur; hem derinlik hem de balıkların iriliÄŸi göz önüne alınarak köstek araları 10 kulaca kadar çıkabilir. Yem olarak canlı yem kullanılır. Ama canlı yemlerin saklanıp sinerek  sinarit tarafından görülmemeleri ve avın bozulması da söz konusudur. Bütün ölü yem de kullanılabilir. Köstek aralarının uzunluÄŸu nedeni ile 100 iÄŸneli bir parakete yaklaşık 1500 metre uzunlukta bir bedene sahip olacaktır. Kullanımı zordur, karıştırmadan dökmek ve toplamak ustalık ve deneyim gerektirir. Seleye istiflenmesine çok dikkat etmeli, kullanmadan önce gamının alınmasına özen gösterilmelidir. Sererken sele içindeki istife üzerine bir kaç avuç kum serpilirse karışma ihtimali azalır. Canlı yemle yemlenecek ise yemlerin serim sırasında takılması gerekecektir. Bazı meralarda çok iliÅŸken dip ve kayalıklara bir de sert akıntı eklenir. Böyle durumlarda akıntının hızını tespit edip paraketeyi doÄŸru serebilmel için ya suya biÅŸeyler sarkıtarak denemeler yapılır veya 20-25 iÄŸneli bir parakete serilerek akıntının ne kadar ÅŸiddetli olduÄŸu nasıl sürüklediÄŸi tespit edilmeye çalışılır. İlk serilen paraketenin istenen yere serilmesi pek mümkün olmadığından bu takım çalışmaz ama ikinci paraketeyi nasıl sereceÄŸimiz konusunda yer ve kerteriz belirlememize yardımcı olur. Sinarit avı sırasında hangi takım kullanılırsa kullanılsın zaman zaman levrek, orfoz, lahos, iri karagöz gibi balıkların oltaya çıkması muhtemeldir. *Dikkat amatör balık avcılığı sirkülerine göre parakete amatör balık avcılığı takımı sayılmamaktadır. Buna burada yorum yapmıyoruz.. Sinarit’in eti çok lezzetlidir. Tavası, buÄŸulaması, ızgarası çok lezzetli olur. Kafasından çorba yapılır. Ekonomik deÄŸeri vardır. Bazı ülkelerde kültür balığı olarak üretilmesi çalışmaları baÅŸarılı olmuÅŸtur. Bu iÅŸlemin yayılması ile ekonomik deÄŸeri daha da artacaktır.

Popularity: 18% [?]

Haberi Paylaşın:
  • Print
  • del.icio.us
  • Facebook
  • email
  • Live
  • MySpace
  • Twitter
, ,

1 Comments For This Post

  1. admin Says:

    Sinarit Paraketesi

    Sinarit ile ilgili söylediklerinizin hemen hemen hepsi doÄŸru, ancak bana göre parakete yöntemi eksik. Burada uzun süre sinarit avcılığı da yaptım. Yazları da hafta sonları zaman zaman yine yapıyorum. 100 oltalı bir Pareketede taÅŸlara takılacağı için (Özellikle sinarit yakalandığında mutlaka taÅŸa dolanır.) iki baÅŸlara ve asgari iki ortaya olmak üzere 4 adet kabak dediÄŸimiz sukabağı veya strafor köpükten orta büyüklükte ÅŸamandıra koyarız. Böylece herhangi bir yerden parekete koparsa diÄŸer ÅŸamandıradan tutup kaldırmaya devam edebiliriz. Her beÅŸ oltada bir yaklaşık 150-200 gram ağırlığında taÅŸ veya kurÅŸun baÄŸlarız. Bu da akıntının pareketeyi sürüklemeden istediÄŸimiz yere inmesi içindir. Kaldırırken zorluk olmasın kolay çözülsün diye bu taÅŸları özel bir fiyonk ile gövde misinaya baÄŸlarız. Pareketeyi atarkende 30 ile 60 metre arası S biçiminde atarız ki balık hangi derinlikte avlanırsa avlansın bir oltaya mutlaka isabet etsin diye.Çünkü sinarit gibi taÅŸ balıkları akıntı, suyun sıcaklığı, yemin durumu gibi nedenlerle deÄŸiÅŸik metrelerde avlanabilirler.Sinarit yalnızca sabah güneÅŸ doÄŸarken sığların en tepe noktalarına yemlenmek için gelirler.bu sığın en yüksek noktasına göre deÄŸiÅŸir.Kimi sığ (Ayvalık için) 2 metre kimiside 45 metre olabilmektedir.Bir sığlıkta bir tane sinarit yakaladığınızda özellikle yazın bütün yıl boyunca belli aralıklarla parekete attığınızda sürekli sinarit yakalayabilirsiniz. Yemler için yazdıklarınız doÄŸru ama özellikle Temmuz-AÄŸustos ve Eylül ayında iskorpit yavrusunu çok severler ve ararlar.(Bu dönem aynı zamanda iskorpitin yengeç yediÄŸinden dolayı en çok zehir bulundurduÄŸu dönemdir.) Lipsos’u ise pek beÄŸenmezler. Biz iri iskorpitleride 2,3,4 parçaya bölerek oltaya takarız ve çoÄŸu zaman bu yemlere de vurur. Bundan 30 sene evvel kıyıdan botlarla açılarak sıyırtma bırakıp kıyı ucuna ÅŸamandıra baÄŸlamak suretiyle de yakalanırdı ama kıyıların yapılaÅŸması sonucu kıyılarda bulmak artık imkansız. Çalışmalarınızda baÅŸarılar dilerim. Rastgele

    İlhan PAYLAN

Yorum bırakın.

Yorum yapabilmek için giris yapmalisiniz.