LÜFER Boğazın efendisi (bluefish, choppers, skipjack)

Bilgehan Sarp

16 Ocak 2008

One thought on “LÜFER Boğazın efendisi (bluefish, choppers, skipjack)

  1. Lüfer Marmara ve İstanbul’la özdeş bir balıktır ve bu balık hızla azalmaktadır. İstanbul’daki balık bolluğu birçok yazarın dikkatini çekmiştir. Örneğin, P. Gyllius “ Marsilya, Venedik ve Taranto balıklarıyla meşhurdur, fakat İstanbul bolluğu bakımından bu şehirleri geride bırakır. Liman iki denizden gelen pek çok miktarda balıkla doludur. Balık sürüleri yalnız Boğaziçi’nden değil, Kadıköy tarafından da limana doğru akın eder. Balık denizde o kadar boldur ki çok defa sahilden elle tutulabilir. Kadınlar, pencereden sarkıttıkları sepetlerle balık tutabiliyorlar ve balıkçılar olta ile o kadar çok torik balığı avlıyorlar ki, bunlar bütün Yunanistan’a ve Asya ile Avrupa’nın büyük bir kısmına yeterlidir” diyor.

    Ama günümüzde İstanbullu Uskumru’yu, Boğaz’ın gerçek kralı Lüferi, balık dünyasının şövalyelerinden Kılıç’ı, boğaz sahillerindeki Çiroz sergilerini neredeyse unuttu. Şimdilik Kraça istavrit ile idare ediyor İstanbullu.

    Lüfer balığının gençliği olan 10-15 cmlik Çinekoplar yok ediliyor şimdi. Oysa bu tam bir katliam ve 1998-1999 yılına kadar 18 cm olan boy yasağı hiç bir bilimsel gerekçe gösterilmeden 14 cm olarak uygulanmaya başlandı. Vakfımızın yöneticilerimiz sürdürülebilir balıkçılık konusunda her zaman duyarlı oldular. Değişik zamanlarda bu kararı alan Koruma Kontrol Genel Müdürlüğündeki uzmanları uyardılar. Kararın yanlış olduğunu anlattılar, yazdılar, telefon ettiler ama katliamı önlemeye güçleri yetmedi. Oysa 1991-1992 döneminde avlanabilecek minimum boy yasağı 20 cm idi.

    Yanlış balıkçılık yönetimi sonucu av miktarı da düştü 2002 yılında 25.000 ton olan üretim zamanla 5.000 tona kadar düştü. Genç yaşta ve hiç yumurta vermeden avlanan 14 cm’lik çinekopların avcılığının yasaklanarak bu boy yasağının en az 20 cm olması yani, alınan yanlış karardan dönülmesi gerekiyor. Eğer bu yapılmazsa ve geç kalınırsa 1 yaşına gelmeden ve bir kez bile yumurta dökemeyen Çinekop avlanmaya devam edilirse gelecek yıllar Lüfer yiyemeyeceğiz. Bu bir biyolojik kural. Buna yetkililerin izin vermemesi gerekiyor. Dolayısıyla kampanya bir türün korunmasını ve sürdürülebilir avcılığını hedefliyor.

    TÜDAV kurulduğundan beri hep balıkçılarla işbirliği yaptı. Onların uluslar arası sulardaki çıkarlarını korudu ve hep korumaya devam edecek. Yurt dışında haklarını takip etti. Çünkü bizim balıkçılarla dostluğumuz hiç bozulmadı. Uluslar arası sularda Türk bayrağı taşıyan ve zor şartlarda avcılık yapan bu cefakâr insanları biz hep takdir ettik. Kimseye düşmanlığımız olamaz. Bu kampanya her hangi bir gruba, kişiyi hedef almıyor. Sadece ulusun ortak malları olan su ürünlerinin korunmasını ve bu konuda bilinçlendirmeyi hedefliyor. Kampanya herkese açık, kimseyi dışlamış değiliz. Birlikten güç doğduğunu biliyoruz.

    Lüfer balığının büyüğü olan Kofana ve Sırtıkara’yı acaba kaç kişi tanıyor artık. Aşırı avcılıktan gitti. Uskumru ve Kolyoz nerede? Uskumru dolması artık unutuldu. Artık Uskumrular Norveç’ten geliyor…

    Daha neler gitti, İstanbul ve İstanbul halkı için önemli olan Uskumru, Kılıç, Orkinos, Mersin ve Kalkan günümüzde tamamen ortadan kaybolmuş ve nesli azalan türler listesine girmiştir. Öyle ki Beykoz’un meşhur Kalkan balığı bitmiştir. Gece yalılara vuran Orkinoslardan hiç haber yoktur. Haliç’i dolduran ve adına sikkeler yapılan Palamut eser miktarda çıkmaktadır. Beykoz önlerinde yapılan Kılıç balığı avcılığını hatırlayan çok az İstanbullu kalmıştır. Oysa Osmanlı döneminde bu balığın boğazdan geçişleri ve üremesi sırasında gemi trafiğinin durdurulduğuna ilişkin bilgiler vardır. Yine Silivri’de kaçak Lüfer avlayan balıkçılara verilen ceza ile ilgili bilgiler devlet arşivlerinde yerinde duruyor. İşte lüferin sonu da diğerleri gibi olmasın istiyoruz.

    Evet, İstanbullu her sabah iki denizin taşıdığı suyun üstünde işe gitmekte ve ucuz balık bulursa da mutlu olmaktadır. Ama yolunuz Kumkapı’daki balık haline düşer ve “Lüfer var mı? diye soracak olursanız alacağınız cevap “Ağbi Lüfer için adam vuruyorlar” diye size sırıtan kabzımalların cevabını duyacaksınız.

    Onun için kaçak ve yavru balık yani Çinekop satın almayarak, İstanbul’un kraliçesi Lüferi tanıyarak, değer vererek, koruyarak ve gelecek kuşaklara bırakarak bir yurttaşlık ödevimizi yerine getirelim. Bu aynı zamanda kentli olma bilinci ve davranışıdır. Doğaya ve denize saygının işaretidir. Lüferi hep birlikte koruyalım. Çinekop satın almayalım, yemeyelim. Fikir Sahibi Damaklar (FSD) ile kurduğumuz işbirliği içerisinde başlattığımız kampanyamızı duyurmaya yardımcı olalım.

    BİZE DESTEK OLUN…

    İmza kampanyasına katılmak için lütfen tıklayın.

    tudav@tudav.org

Sizde buraya yorum yazabilirsiniz